RAMAZAN AYININ VERİMİNDEN FAYDALANMAK

Ekrem Muakkil

Müslümanlar kerim ve mübarek Ramazan ayını karşılamaya ve misafir etmeye hazırlanırlarken gönüller Allah sevgisiyle, O’nun rızasını, nusretini ve hamdını talep etmekle dolup taşar. Çünkü Ramazan ayı bizleri hayrı ve bereketi bol olan bir sezona ulaştırmaktadır. Ramazan ayı mübarek ve kerim bir konuktur. Mübarek ve kerim bir konuğu ağırlamak ise oruç, kıyam-ul leyl, yemekten ve içmekten kesilmenin yanı sıra ona zikir, şükür, güzel ibadet, dua, birr, takva ve salih ameller ikram etmekle olur. Ramazan ayı Kur’an aydır, doğruyu yanlıştan ayırt etme ayıdır, rahmet ayıdır, mağfiret ayıdır, ateşten kurtulma ayıdır, hasenatları ikiye katlama ayıdır, hatalara kefaret ayıdır, Müslümanların içerisinden geçtiği en hayırlı aydır.

Müslümanlar Ramazan ayını karşılamaya ve konuk etmeye hazırlandıkları şu günlerde açık ve görünür bir zafiyet ve zillet içerisindeler. Batılı kâfir devletler ile şu anda Müslümanlara tahakküm eden facir nizamlar onlara karşı savaşta ittifak etmiş durumdadır. Sömürgeci kâfirler ile mevcut nizamların kılıcını çeken ve onların ekmeğini yiyen kötü saltanat âlimleri de bu hususta onlara yardım etmektedir. O âlimler ki en düşük olan ile en hayırlı olanı değiştirdiler. O âlimler ki, hakkı gizlemeyip açıklamak üzere Allah’ın kendilerinden aldığı misakı, Allah’tan korkmaz bu yöneticilerin kendilerinden aldığı misak ile değiştirdiler. Dolayısıyla Allahu Teâlâ’nın şu kavli onlara intibak etmektedir:

اشْتَرَوْاْ بِآيَاتِ اللّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِ

Allah’ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar da (insanları) O’nun yolundan alıkoydular.(et-Tevbe 9)

Müslümanlar Ramazan ayını karşılamaya ve konuk etmeye hazırlandıkları şu günlerde Allah Subhânehu’nun rızasına ve O’nun nusretine olduğundan daha çok muhtaç bir durum içerisindeler. Allah’ın nusretine ise ancak O’nun dinine nusret verenler ve Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in basiret üzere Allah’a davet ederken tutunduğu doğru yolu tutunan müminler erişirler. Müslümanlar ise nusretin ancak ve sadece Allah’ın elinde olduğuna ve düşmanlarının maddi güçleri ve imkânları her ne olursa olsun Allah’ın emrinin onlara galip gelip onların önüne geçeceğine kesin olarak itikat etmekteler… Dolayısıyla nusret meselesi her şeyden önce Allah’ın rızası ile alakalıdır. Allah’ın rızası ise Allah’a itaat etmekle alakalıdır. Dolayısıyla Müslümanlar, Ramazan ayını dosdoğru bir istiğfar ve samimi bir tövbe ile Allah’ın günahlarını bağışladığı bir aya çevirerek bu ayı fırsata dönüştürmelidirler. Nitekim Müslüman’ı bu ayda itaat ve istiğfar etmeye teşvik eden, Müslüman’a cennetin kapılarını açan, cehennemin kapılarını kapatan, ihsan ile tutulan orucun ve kıyam-ul leylin mükâfatının geçmiş günahların bağışlanacağını müjdeleyen hadisler gelmiştir. Keza bu ayda hayır hasletlerinden bir hasleti eda eden kimseyi başka ayda bir farzı eda eden kimse gibi sayan ve bu ayda bir farzı eda eden kimseyi başka ayda yetmiş farzı eda eden kimse gibi sayan Allah’a yaklaşmaya teşvik eden hadisler gelmiştir.

Bu mübarek ayda her bir farz esnasında ceht ve gayret edilmesi gereken şeyler vardır. Ki Onları şu şekilde belirleyebiliriz:


1- Dolayısıyla Müslümanlar özellikle de davet taşıyıcısı bu mübarek ayda daveti için gayret etmelidir. Zira Müslümanların nefisleri bu ayda daha berrak, Rabbine itaat etmeye daha yakın, hayatın eğlenceleri onlar üzerinde daha az etkili ve imani atmosferler daha yoğun olur. Dolayısıyla gayretini ve aktifliğini ikiye katlamakla ecrini de yetmiş kere ikiye katlamış olacaktır. Dolayısıyla da davet taşıyıcısı daveti taşırken aktifliğini ikiye katladığında ecri de katlanarak artacaktır.

2- Müslümanlar özellikle de davet taşıyıcısı bu ayda Allah’a mütekâmil bir şekilde itaat etmek için azmini bilemelidir. Ramazan ayında oruç, kıyam-ul leyl, istiğfar ve dua ile meşgul olup bu meşguliyet sebebi ile diğer teklifleri terk etmemelidir. Zira davet taşıyıcısının marufu emretme ve münkerden nehyetme emrini terk etmesi ve daveti taşımaktan geri kalması caiz değildir. Aksine bu ikisi her zaman ve her mekânda özellikle de Ramazan ayında yapılması talep edilen birer farzdır. Dolayısıyla Ramazan ayında ibadetle kaim olma hükmü kesinlikle Allah’ın başka bir hükmünü askıya almaz. Allah’ın yapılmasını talep ettiği herhangi bir hükmün askıya alınması O’nun öfkelenmesine sebep olur. Oysa Ramazan ayında Müslüman’dan özellikle de davet taşıyıcısından Allah’ın rızasını istemesi ve O’nu öfkelendirecek şeylerden uzaklaşması talep edilmektedir.

3- Ramazan ayında mescitleri dolduran ve Ramazan ayı bittiğinde mescitlere gitmeyi terk eden Müslümanları tanımalı ve tespit etmelidir. Bunu ise tüm sene boyunca yapacağı faaliyetleri ve kuracağı temasları için bir malzeme, azık ve ambar olarak görmelidir. Zira bir Müslüman’ın sadece Ramazan ayında mescitlere gitmesi onun özellikle de Ramazan ayında davete icabet etmesini sağlayacak hayra dair bir alamettir. Bu nedenle davet taşıyıcısının bu hayırlı alametin varlığından faydalanarak onun gönlünü ve kalbini Allah’ın onun üzerinde hakkı olan diğer emirleri ve nehiyleri daimi olarak ikame etmeye açmalıdır. 

4- Kuran’ı okumalı, ayetlerini tedebbür etmeli, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ve sahabe-i kiramın davetteki tutumlarını hatırlamalıdır. Keza bu Kuran-il Azimin Allah Subhânehu’nun kendilerine olan şahitliği sayesinde ilk Müslümanları nasıl bir hale getirdiğini anımsamalıdır.

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ 

Sizler insanlar için çıkartılmış en hayırlı bir ümmetsiniz.(Âli İmrân 110)

Kuran’ı okurken şu iki şekilde okumalıdır: Birincisi: Her harfi ile on hasenat elde etmek için -ki Ramazan ayında yapılan amelin ecri kat kat fazladır- Kuran’ı hatmetmeye hırs gösterdiği ibadetsel bir okuma ile okumalıdır. İkincisi: Kuran’ın manalarına vakıf olmak, manalarını vakıasıyla ilişkilendirmek, kendisini gerçekleştirmeye adadığı hedef doğrultusunda daveti ve gidişatında bağlı kalacağı pratik bir bağlantı ile ayetlerine bağlanmak üzere tedebbürî bir okuma ile okumalıdır. 

5- Amellerini gözden geçirmeli, istiğfarını ve tövbesini ibadet edilmeyi hak eden yaratıcısının azameti ile ilişkilendirerek işlediği tüm günahlarından dolayı Allah’tan affı mağfiret dilemeli ve samimi bir şekilde tövbe etmelidir ki bir daha kesinlikle isyan etmesin. Müslüman bir kimse günahın küçüklüğüne bakmamalıdır. Bilakis yaratıcının azametine bakmalıdır. Zira istiğfar ve tövbe nefisleri arındırır ve tezkiye eder. Nefislerin arındırılması ve tezkiye edilmesi ise nusretten önce gelir. Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize zafer ver!(el-Bakara 286)

Ve şöyle buyurmuştur:

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلاَّ أَن قَالُواْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِين

“Onların sözü, şöyle demelerinden başkası değildi: “Rabbimiz, günahlarımıza ve işimizdeki taşkınlıklarımıza mağfiret et, ayaklarımızı sâbit kıl ve bize kâfirler topluluğuna karşı zafer ver!” (Âli İmrân 147)

6- Müslüman’ın duasının icabet edilmesini sağlayan doğru yolun Allah’a iman ve emirlerine icabet etme olduğunu hatırlamalıdır. İşte kabul edilmesi bakımından Rabbine icabet eden kimsenin duasının rolü burada ortaya çıkar. Şüphesiz Allah duayı sever ki duayı ibadetin özü kılmıştır. Zira kulun el-Kavî ve el-Kahhâr olan yaratıcı Allah’a boyun eğmesi, O’na boyun bükmesi ve muhtaç olması dua ile tecelli eder. Duanın kabul edilmesi ve duaya icabet edilmesinin şartı ise Allah Subhânehu’nun oruçla ilgili ayetin ortasında zikrettiği Ramazan ayında dua etmenin ehemmiyetine dair bir delalet olarak buyurduğu şu kavlinde ortaya çıkmaktadır:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

“Kullarım sana, Beni sorduğunda (onlara de ki:) Ben (onlara) çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına icabet ederim. O halde (kullarım da) Benim (davetime) icabet etsinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar.” (el-Bakara 186)

Yüce Rabbimizden Ramazan ayını aleyhimize değil lehimize şahit kılmasını, ibadet ve itaat etmekle geçirmemizi sağlamasını, İslami hayatı yeniden başlatmaya davet etmede verimli kılmasını, okuyacağımız Kuran ayetlerinden kast edilen seçkin davranışları uygulamaya dökmemizi niaz ediyoruz. Bize katından göndereceği bir zafer ve nusret bekliyoruz. Şüphesiz O, dilediği şeye muktedirdir.



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz