111. Sayı

TAKDİM

İslam ümmeti yine zor günler yaşıyor, acılı günler, sıkıntılı günler. Suriye’de şehit olan Müslüman sayısı 150 bini aştı. Suriye yerle bir edildi. Suriyeli Müslüman kadınların iffetine el uzatıldı. Suriyeli çocuklar başlarına bombalar yağarken izlemekle yetinen müslümanları Allah’a şikayet ediyor. Arakanlı müslümanlar işkence ve türlü eziyetler altında yaşam savaşı veriyor. Mısır’daki müslümanlar sokak ortasında, okul bahçelerinde hunharca katlediliyor. Tüm bunlar olurken Türkiye “dershaneler kapansın mı kapanmasın mı?” tartışmalarına kilitlenmiş vaziyette. Akan onca Müslüman kanına ses çıkartmayanlar, dershanelerin kapatılması karşısında ayağa kalkmış vaziyette. Meğer sesleri ne de gürmüş!

Ne acı ki, kafir ABD’ye ve onun oyuncağı İsrail’e yaptığı katliamlar ve işgaller için sesini çıkartmayanlar bugün dershanelerin kapatılması karşısında seslerini yükselttiler ve gündemi baş köşesine oturdular.

Dershaneleri açanlar da kapatanlar da her ikisi de Allah’ın emirleri karşısında dilsiz, gözleri görmeyen, kötürüm bir adam rolüne soyunurken menfaat çatışmasında nasılda birden ayaklandılar ve zilletleri açığa çıktı.

Kuşkusuz, Allah ve Rasulunun emrine muhalefet edenlerin eninde sonunda uğrayacağı akibet zillettir.

Evet Kıymetli Köklü Değişim Okuyucuları, böylesine hazin bir tabloyla Aralık sayımızı Allah’ın izniyle çıkartmış bulunmaktayız. Girişte de belirttiğimiz üzere Türkiye gündemi AK Parti ile Gülen Cemaati arasındaki ahlaksız çekişmeye odaklanmış vaziyette. Peki bu çekişmenin aslı var mıdır? Daha düne kadar birbirine türlü medhiyeler düzen bu ikiliye ne olmuştur da böylesine bir çekişmeye girişmişlerdir? Abdulkadir Çimen, işte bu sorulara ve daha fazlasına cevap verdi.

Aydın Usalp, AK Partinin Diyarbakır çıkartmasını, açılım sürecine verilen bu hayat öpücüğünün gerekçelerini ve muhtemel yansımalarını kaleme aldı.

“Ölü evinin yasçısı, düğün evinin tefçisi” diyerek Sarıgül’ün CHP saflarına katılış öyküsünü Murat Albasan sizler için yazdı.

Abdullah İmamoğlu, son dönemlerde her önüne gelenin ağzından düşürmediği bidat kavramını ilmi bir derinlikte ele aldı ve konuyla alakalı tüm yanlış anlaşılmalara ve çarpıtmalara son noktayı koydu.

Hamza Arslan, işitildiğinde kulağa hoş gelen ama içerisine girildiği zaman hiçte masum olmayan “İttihadi İslam” kavaramını mercek altına aldı.

Köklü Değişim Aralık sayısı birbirinden ilgi çekici konularıyla yine dopdolu bir şekilde sizlerle buluşuyor.

Köklü Değişim

Suskunluğun kırılma noktası…