Ümmet’in Gençleri -4-

İhsan Arat

İkinci sebep:

İyi Örnekliğin Kaybolması

İslam Ümmeti’nin gençleri tehlikeli bir durumdan çekiyorlar. O da iyi örnekliğin kaybolmasıdır. Örnek insanların eğitimi, hutbelerin ve makalelerin faydalarından bin defa daha yararlıdır. Bin insan içinde bir insanın iş yapması, bin insanın bir kişiye bin kere söyleyeceği sözden daha hayırlıdır. 

Yaşantısı sözlerine ters düşen -kendince- eğitmen olduğunu sanıyorsa yanılıyordur. Tersine o yapıcı değil, yıkıcıdır. 

كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

“Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (es-Saff 3)

Çocuğunun sigara içmesini istemeyen fakat elinden sigara düşürmeyen bir baba, çocuğundan sigara içmemesini nasıl isteyebilir ki?

Ya da komşularıyla daima kavgalı olan biri komşuya iyi davranmasını çocuğuna nasıl öğütleyebilir? 

Yahut aynı şekilde araba sürerken etrafındaki şoförlere küfreden ve söven biri dilin korunması gerektiğini nasıl söyleyebilir? 

Veyahut da sinirli olan biri sakin olunmasını, cimri olan biri de cömertliği nasıl emredebilir? Evet, nasıl? 

Özel derslerle öğrencinin parasını sömüren, okul ve üniversitedeki derslerin hakkını vermeyen bir öğretmen, öğrencisine acıma ve şefkat duygusunu verme konusunda nasıl başarılı olabilir. 

Halkın geneline karşı bütün gücüyle sert davranan, zulmeden, zor kullanan, terör estiren bir yönetici veya polis, gençlerden sert davranmamalarını, terörü terk etmelerini nasıl isteyebilir?

Örneklik olmadan nasıl eğitim olabilir?

Müslüman genç çoğu zaman iyi örneklikten yoksun kalmıştır.

Peki, günümüzdeki gençlere güzel örnek olabilecek alternatif nedir?

Herkes kendi nefsine dönüp bir baksın! Çocuğunun, kardeşinin ve kendisinin kimi örnek aldığını bir kontrol etsin.

Örnek alınacak kişi kimdir?

Bazı gençlerimiz, erkeklerden çok kadınları anımsatan terbiyesiz sanatçıları kendilerine örnek alıyorlar. Bazıları ise, gençliğinin parlak dönemini top oynamakla geçirmiş ve belki de Müslüman olmayan bir oyuncuyu kendilerine örnek alıyorlar. Öyle ki gencin hayattaki rüyası ve ömrünün hedefi, bu oyuncu gibi biri olmak veya bu örnek oyuncudan bir imzaya sahip olmaktır.

Gençlerin bazıları da, memleketin ve vatandaşların mallarını çalan bir milyoneri veya halkın sırtından kazanarak yüksek makamlara ulaşan rüşvetçi zorba idareciyi kendine örnek alıyor.

Aynen günümüzde olduğu gibi… Örnekleri çoğalta biliriz. 

Nitekim Allah Celle Celaluhu Kitabı’nda açıkça şöyle buyurmaktadır:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“Andolsun ki; sizin için Rasulullah’ta güzel bir örnek vardır. Allah’a ve Ahiret Gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için.” (el-Ahzab 21)

Müslüman gençlere dönüp her birine şu soruyu açık bir şekilde soralım: 

“Örnek aldığın kimdir?”

Üniversitenin avlusuna girin. Yollarda yürüyen, derslere giren ya da kafeteryada oturan üniversiteli öğrencilere rasgele bir göz atın ve şu soruyu sorun?

“Örnek aldığın kimdir?”

Çocuklarımızın kimi örnek aldıklarını gözden geçirelim. Kimin izinden gittiğini bilelim. Ben, gençleri sorumluluktan muaf etmediğimi bir defa daha tekrarlıyorum. 

Rasulullah Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem, bir örnek olarak bizden çok uzak değildir. Allah Celle Celaluhu, O’nun Sünnetini, Metodunu ve Yolunu bizim için korumuştur. Ayrıca O’nun Metodunu açıklayan, davetini nasıl taşıyacağımıza ve O’nun hakkında konuşan davetçi ve eğitimcileri bizim için müyesser etmiştir. Evet, onlara her yönden baskı vardır ama onlar Allah’ın yardımıyla konuşuyorlar. Bu davetçileri Müslümanların olduğu her bölgede, şehirde, caddede, camide, okulda, her çalışma alanında vb. yerlerde bulabilirsin. Ama birinci derecede önemli olan gençlerin davayı taşıyabilir olmaları ve öğrenmeyi istemeleridir. 

Rasulullah’ı örnek almak istiyorsan, O’na ulaşmak zor değildir. 

Sahabeleri ve Salihleri örnek almak istiyorsan, onlara ulaşmak da zor değildir. 

Dinine sımsıkı bağlanan, Rabbinin emirlerine bağlı örnek insanlar, İslam Ümmeti’nde yok olmayacaktır. Yeter ki gençler, örnek alacağı kişiyi doğru yerde ve doğru kimseler arasında arasınlar… 

Örnek alma meselesi, gencin kendi hayatına alması gereken tâli bir konu değildir. Belki asıl ve temel eksenli bir meseledir. Sahabe neslinden zikrettiğimiz örnekler ya da onlardan sonra gelenler, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Efendimizi hayatlarında açık bir örnek olarak alıyorlardı. Onun sözlerine, yaptıklarına, ayak izlerine, konuşmasına ve susmasına, duruş ve hareketlerine ve hayatında olan her şeye ulaşıyorlardı. Onlar için Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz genel bir örnekti. Sonra onlardan her birinin evinde kendisinin yücelmesine, ilerlemesine ve olgunlaşmasına yardımcı olması için özel örnekleri vardı. Misal verecek olursak; Zeyd bin Sabit’i mübarek Sahabiye Navvar binti Malik yetiştirmiştir. Muaz bin Amr bin Cemuh’u, büyük sahabi Amr bin Cemuh yetiştirmiştir. İşte böylece bu gençler, ilerlemeye ve yücelmeye yardımcı olan böyle bir ortamda yetişmişlerdir. Bu şekilde, bu büyük görevi, güzel örnekliği bize ve insanlığa sundular. 

Ey gençler! Düşüncesiz ve iradesiz hiçbir örneğin peşinden yürümeyin. Örnek alacağınız kişi, dünyadaki konumunuzu belirlemekle kalmayıp Ahiretinizi de büyük ölçüde etkileyecektir. Bu örnek meselesini fazla uzatmak istemiyorum, zira her şey ortada. Rasulullahımızı örnek almak istiyorsan, O’na ulaşmak zor değildir. 

Allah Celle Celaluhu, hepimizi hidayetine tâbi eylesin… Âmin 


Üçüncü Sebep

Başarısızlık

Bu Ümmet’in gençlerinin durumunun kötüye gitmesinin arkasında yatan en önemli nedendir. Aralarında “faydası yok” diye tehlikeli bir sözcük yayıldı. Gerçek olan şudur ki Allah Celle Celaluhu’dan asla ümit kesilmez. Ayrıca Allah’ın bu Ümmeti yücelteceğinden ve O’nun razı olduğu dini yeryüzünde sağlamlaştıracağından da ümit kesilmez.

Ancak gençler, kişiyi her işten alıkoyan ve maneviyatı yok eden, öldürücü bir başarısızlıktan çekiyor, ne çekiyorsa. Bunun sebebi ise gencin hali hazırda gördüğü İslam Ümmeti’nin her alanda çöküşe maruz kalması ve diğer milletlerin kuyruklarına yapışan Ümmet liderlerinin bu duruma razı olmalarıdır. Diğerleri ile bizim aramızdaki uçurum, sadece bir alanda olmayıp, bütün alanlara yayılmaya başlamıştır. 

Siyasî, ekonomik, sosyal, bilimsel, askerî ve maalesef ahlak alanlarında açık bir çöküş vardır. 

Bizimle, doğu ve batı arasında oluşan uçurumun genişlemesi ve özellikle zaman geçtikçe bu uçurumun daha çok ileriye doğru gitmesi, gençlerin kalplerinde başarısızlık hissinin oluşmasına neden oluyor. Öyle ki genç, kendi tarihinde çöküş, entrika, yenilgi ve belalardan başka bir şey görmez hale gelmiştir. 

Ayrıca, Müslüman ülkelerin çoğunda siyasî zorbalık, hükümet baskısı, gerçek İslamî Şeriat yönetiminin yokluğu, iradelerin çarpıtılması, arzuların sahteliği, idarî yolsuzluk, rüşvet, uşaklık ve ihanet mevcuttur. 

Bütün bu acı sebepler de başarısız bir nesil ve başarısız bir ruh hali ortaya çıkarmıştır. 

Peki, çözüm nedir?

Her eğitimci, davetçi, anne, baba, bu Ümmet’in başarısını ve kurtuluşun isteyen her samimi kişi bilmelidir ki, başarı ve kurtuluşun, başarısız bir nesilden gelmesi mümkün değildir.

Başarısız bir Ümmet’in kalkınması ise haliyle mümkün değildir. Bu, inkâr edilmeyecek bir gerçektir. Gençlerin kendi kalplerine umudu yerleştirmeleri gerekir. 

Ümitsizlik sıfatı, kesinlikle Müminlerin sıfatı olamaz. Nitekim Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor:

قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِ إِلاَّ الضَّآلُّونَ

“De ki: “Sapıklardan başka Rabbinin rahmetinden kim ümidini keser?” (el-Hicr 56)

Hadiseler ne olursa olsun ve işler ne kadar içinden çıkılmaz hale gelirse gelsin, İslam Ümmeti’nin gençlerine bir söz söylemek, kalbimden samimi bir nasihatte bulunmak istiyorum!

Kadınların bağırarak ve feryat ederek çocuklarını birer birer kaybettiklerini gördüğünüzde…

Çocukların sabah akşam öldürüldüklerini gördüğünüzde…

Kanların akıtıldığını, cesetlerin parçalandığını ve ölü bedenlere mezar bulunamadığını gördüğünüzde…

Yıkım, tahrip, zulüm ve katliamı gördüğünüzde…

Füzelerin, yok etmek amacıyla fırlatıldığını, uçakların bombardıman için havalandığını, bombaların haksız yere atıldığını ve zırhlı gemilerin insafsızca karayı topa tuttuğunu gördüğünüz zaman…

Bütün bunları ve diğerlerini gördüğünüzde…

Bozulmayın, oturmayın, gevşemeyin ve ümitsizliğe kapılmayın!

Allah’ın rahmetinden ancak kâfir olanlar ümitsizliğe kapılır. Sevgili kardeşlerim! Önemli gerçekleri kavrayın.

Bu Ümmeti, diğer ümmetlerden ayıran önemli bir özelliğin olduğunu hatırlayın. O da, bu Ümmet’in asla yok olmayacağıdır. Evet, belki bazı zamanlarda zayıflayabilir, ama asla yok edilemez. Rabbimin vaadiyle gene eski izzetine dönecek bu Ümmet. 

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناً يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئاً وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi onları da yer(yüzün)de mutlaka halife kılacağını, onlar için razı olduğu dinlerini yerleştireceğini, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağını vaat etti. Onlar Bana (Allah’a) kulluk edecekler ve Bana hiçbir şeyi şirk koşmayacaklar. Bunun ardında kim küfrederse işte onlar fasıklardır.” (en-Nur 55)

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَكُونُ النُّبُوَّةُ فِيكُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا عَاضًّا فَيَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ

Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: “Allah’ın bulunmasını dilediği müddet, içinizde nübüvvet olacaktır. Onu kaldırmayı dilediğinde onu kaldırır. Sonra nübüvvet metodu üzere Hilâfet olacaktır. Allah’ın dilediği kadar kalacak, dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra ısırıcı (zalim) yöneticiler olacaktır. Allah’ın bulunmasını dilediği kadar kalacak, kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra zorba yöneticiler olacaktır. Allah’ın bulunmasını dilediği kadar kalacak, kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra nübüvvet metodu üzere hilâfet olacaktır.”

Ey Ümmet’in gençleri, bu uğurda ceht edelim ve ümitsizliğe kapılıp gevşemeyelim. Allah mutlaka zaferi Müminlere verir. Mümine başarısızlık yakışmaz.

Devam edecek…



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz