GÜCÜNÜN SIRRINI KEŞFET

Fuad Hamidoğlu

9. MÜ’MİN’İN BU DÜNYADA SINANMAK İÇİN VAR OLDUĞUNUN ŞUURUNA SAHİP OLMASININ ÖNEMİ

Yüksek hedefler ve büyük işler, bir yücelik ve yükseklik ise onlara ulaşmak yıldızlara ulaşmak gibi büyük bir başarıdır. Mü’min olan kişi yüksek hedeflere ulaşma ve büyük işleri başarma bakımından gücünü bilen, kendine güvenen, mücadeleci, akıllı, dirayetli, sabırlı, bilinçli ve her şeyden önce Allah’a güvenen kişidir. Zira bizim, bu dünyaya sınanmak için geldiğimizin bilincinde olmamız gerekir. Bu itikadî bilinç oldukça önemlidir. Çünkü bu bilinç, Mü’minin yüksek hedeflere ulaşmaya ve büyük işleri başarmaya ilişkin kat etmesi gereken çetin yolda tek azığı ve yakıtıdır. İnsanın bu dünyaya gelişinin hikmeti de budur. Elbette imanımızla, amelimizle ve sahip olduğumuz her şeyle denenmekte ve sınanmaktayız. Allahu Teâlâ, bizi başarılı kıldığı işlerde O’na layıkıyla şükredip etmeyeceğimizi, güçlü olaylar karşısında dayanıp dayanamayacağımızı, darlıkta ve kederli durumlarda sabredip etmeyeceğimizi, fitne ortamında salih amel yapıp yapmayacağımızı ve dolayısıyla Cenneti Cehenneme veya Cehennemi Cennete tercih edip etmeyeceğimizi sınamak istemekte ve şöyle buyurmaktadır:

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ

“O (Allah) ki, hanginizin daha iyi amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (el-Mülk 2)

Sınavı, ticaret ve mal gibi konularda bazen kazanabilir bazen de kaybedebiliriz. Her zaman istediğimiz her şeyi elde edeceğiz diye bir kural yok. Evlilik, evlat sahibi ve iş konusunda bazen sevinebilir bazen de üzülebiliriz. Yani bu dünyada kederli olmak da vardır sevinçli olmak da... Bu duygular genelde başardığımız veya başaramadığımız işlerin sonunda hissedilirler. Çünkü kişi yaptığı ve yapacağı işlerin sonunda mutlu da olabilir, mutsuz da. Her iki ihtimali göz önünde bulundurmak ancak Mü’min’e yakışan bir davranıştır. Ayrıca Mü’min kişi, Allah’a sözleşmeli ve şartlı olarak ibadet etmez. Pazarlık yapıp kendisine iyilik dokununca sevinen fakat kötülük geldiği zaman isyan eden olmamalıdır.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ

“İnsanlardan kimi Allah’a yalnız bir yönden kulluk eder ki eğer kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur ve eğer ona bir musibet isabet ederse çehresi değişir. O, dünyasını da, Ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.” (el-Hac 11)

Fakat şu da unutulmamalıdır ki, Mü’min kişinin dünya hayatında bir başarıyı elde ettiğinden ve hedefine ulaştığından dolayı duyduğu sevinç sonsuz değildir. Aksine eğer o herhangi bir alanda başarılı olmuşsa hayata devam etmek suretiyle daha büyük bir gayretle onu bekleyen bir diğer başarıya koşmalı, oldukça alçak gönüllü olmalı ve her başarının arkasında kibirli olmak, böbürlenmek ve kendini beğenmekten Allah’a sığınmalıdır. Zira bu tehlikeli hastalıkların meydana gelmesi için şeytan ona vesvese vererek onu etkileyebilir. Allahu Teâlâ konu ile alakalı olarak şöyle buyurmuştur:

وَلَئِنْ أَذَقْنَا الْإِنْسَانَ رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُ إِنَّهُ لَيَئُوسٌ كَفُورٌ. وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَاءَ بَعْدَ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي إِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ. إِلَّا الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

“Eğer insana bir rahmet (nimet) tattırır da sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o, ümitsiz ve nankör olur. Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette “Kötülükler benden gitti.” der. O (bunu derken) şımarıktır, kibirlidir. Ancak (musibetlere) sabredip salih amel işleyenler müstesnadır. İşte onlar için bir bağış ve büyük mükâfat vardır.” (Hud 9-11)

فَإِذَا مَسَّ الْإِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّا قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

“İnsana bir zarar dokunduğu zaman o, Bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, “Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir.” der. Hayır, o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.” (ez-Zumer 49)

قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ عِنْدِي

“Karun ise, “O (servet), bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi.” demişti.” (el-Kasas 78)

Şayet bir işte başarısız olup hedefine ulaşamadığından dolayı üzülmüşse, bu da ebedî bir duygu değildir. Bir daha denemek için ömründen kalan zamanı iyi değerlendirerek tekrar tekrar denemeli ve kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalıdır. Zira ümitsizliğe kapılmak Mü’min’in işi değildir. Allahu Teâlâ Yakub Aleyhi’s-Selam adına şöyle buyurmuştur:

يَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِنْ يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَيْأَسُوا مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِنَّهُ لَا يَيْأَسُ مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِلَّا الْقَوْمُ اْلكَافِرُونَ

“Ey oğullarım! Gidin de Yusuf’u ve kardeşini iyice araştırın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yusuf 87)

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ

“De ki: “Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” (ez-Zumer 53)

Yine Mü’min kişi Allah’ın kendisine verdiği ömrü ve zamanı yüksek hedeflere ve büyük işlere ulaşmak için kullanan kişidir. Çünkü Hesap Günü bundan sorulacaktır. Bu bağlamda her Mü’min hazırlıklı olmalı ve kendini insanlığın tarihini değiştirecek şekilde yetiştirerek hazırlamalıdır.

وَلَتُسْأَلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.” (en-Nahl 93)

وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ

“Şüphesiz Kur’an, Sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” (ez-Zuhruf 44)

Hayatta yüksek hedeflere ulaşmak için mücadele eden Mü’min -ölüm hariç- hiçbir engelden etkilenmemeli, engeller karşısında gücünü yitirmemeli ve sahip olduğu bu iman gücü var iken, engeli de olduğundan daha büyük görmemelidir. Çünkü engeli kendi gücünden daha büyük gören mücadeleci Mü’min, hem mücadelesinden çabuk vazgeçer, hem de hedefine ulaşamaz. Mü’min’in bu dünya hayatında çaba göstereceği ve kazanmak için ciddiyetle çalışacağı tek kalıcı yüksek hedef ‘Ahiret’tir.

وَمَنْ أَرَادَ الْآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا 

“Kim de Ahireti diler ve bir Mü’min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.” (el-İsrâ 19)

***

Allah’tan başka ilâh ve kanun koyucu olmadığına, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim.


شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَأُولُو الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kaim oldular (şahit oldular) ki, O'ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir.” (Âl-i İmrân 18)

Son olarak şayet bu kitapta beyan ettiğim analizler, teşhisler ve çözümler doğru ise şüphesiz bu, yüce Allah’tandır. Fakat eğer yanlış ise, o benden ve şeytandandır ki, Allah beni affetsin ve geniş mağfiretiyle kuşatsın. Allah bize en hayırlı amel, yüksek hedef ve büyük iş olan İslâmî hayatı başlatan İslâm Devleti’ni kurmayı ve bu ideali layıkıyla başarmayı nasip etsin. (Âmin)


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Onların dualarının sonu da şudur: 

“Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (Yunus 10)


***

-Kaynaklar-


•el-Cami-u li-Ahkami-l Kur’an Tefsiri, İmam Kurtubî

•Tefsir et-Taberî, Ebu Cafer Muhammed ibn Cerir et-Taberî

•Keşşaf Tefsiri, Ebu’l-Kasım bin Umar ez-Zemahşerî

•Tenvir-ul Mikbas min Tefsir-i ibni Abbas, Daru’l-Kutub el-İlmiye.

•Fi-Zilalil Kur’an, Seyyid Kutub.

•el-Mu’cemu-l Müfehres (Kur’an Sözlüğü), Muhammad Fuad AbdulBaki.

•Esbab-ul Nuzûl, İmam Ebi-l Hasan Ali bin Ahmed el-Vahidî en-Nisaburî, Daru’l-Hadis Yayınları.

•Hadis Ansiklopedisi, el-Kutubu-t Tis’a. (Buharî Sahihi, Muslim Sahihi, Tirmizî Süneni, Neseî Süneni, Ebu Davud Süneni, İbni Mace Süneni, Ahmed Müsnedi, Darimî Süneni ve Malik Muvatta)

•Lisan el-Arab, Muhammed b. Mukerrem b. Manzur 

•İslâm Tarihi, Siret-i İbni Hişam Tercemesi, Kahraman Yayınları

•es-Sire’en-Nebeviye ve Ahbar’ul-Hulafa, Hafız ve İmam Muhammad bin Hibban el-Bustî, Kitab Kültür Kurumu

•Muhammad el-Fatih, Dr. Salim el-Raşidî, birinci baskı 2000, Daru’l-Beşir lil Thakafeti vel Ulum-Tanta/Mısır. 

•İslâmî Nefsiyet, Daru’l-Ummah, KöklüDeğişim Yayıncılık.

•İslâmî Fikir, Muhammed M. İsmail.

•es-Sebebiye, AbdulKerim eş-Şami, 1. Baskı 1417H-1996M, el-Beyarik Yayınevi, P.K. 5974/113, el-Hamra, Beyrut-Lübnan.

•el-İhkam fi Usul el-Ahkam, Seyfeddin el-Amidî

•Buluğ-ul Meram min Adilleti-l Ahkam, Hafız İbn Hacer el-Askalanî.

•www.darulkitap.com


-Bitti-


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz