إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا هُوَ الَّذِي أَنزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوا إِيمَانًا مَّعَ إِيمَانِهِمْ وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
“Şüphesiz Biz Sana (Hudeybiye musalahası ile) apaçık bir fetih verdik. Öyle ki, (bu yüzden) Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlayıp üzerindeki nimetini, (dinin yücelmesini) tamamlayacak ve Seni dosdoğru bir yolda sabit kılacaktır. Ve emsalsiz bir zafer ile Allah, Seni, (düşmanlarına) galip ve üstün getirecektir. İmanlarını katmerli bir iman ile artırmaları için mü’minlerin yüreklerine sekîneti (kuvve-i ma’neviyyeyi) indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih 1-4)
İçerisinde bulunduğumuz bu aylarda, bu günlerin önemini çok farklı yönlerden ele almak mümkündür. Zira Recep, Şaban ve Ramazan aylarının değeri konusunda sahih olan veya olmayan birçok rivayet yer almakta ve bu yüzden konu hakkında âlimler arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Biz ise bu yazımızda, rivayetlerle alakalı tahliller yapmayı işin ehline bırakarak, İslam tarihinde bu aylar içerisinde yer alan önemli olaylar ve fetihler açısından konuyu incelemek istiyoruz. Ancak hiç şüphesiz ki, katî nasslar nedeniyle bu üç aylardan sonuncusu olan Ramazan ayının ehemmiyeti hakkında, hiçbir surette tartışmaya mahal yoktur.
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ
“Ramazan ayı ki, o ayda insanlar için hidayet olarak Kur’an indirildi.” (el-Bakara 185)
Ülkemizde üç aylara girildiğinde, Müslümanlar Allah’tan ecir umarak nafile ibadetlerini artırmaktadırlar. Oruçlarını, namazlarını çoğaltmakta ve sadakaya daha fazla önem vermektedirler. Tabi ki biz, bunların yanlış olduğunu söylemiyoruz. Çünkü bunlar, yapıldığında insana sevap kazandıracak olan hasen amellerdendir. Ancak biz burada, bu aylar geldiğinde Müslümanların arttırması gerekenlerin sadece ibadetleri olmaması gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Bu aylarda Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in yolundan gitmenin farklı yönlerinin de olduğunu ve O’nun yaptığı şu amellere paralel ameller yapmanın elzemliğini hatırlatıyoruz. Örneğin; Ramazan ayı içerisinde Müslümanlar için çok önemli olaylar vuku bulmuş ve Kur’an-ı Kerim bu ayda nazil olmuştur. Bu ay içerisinde Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Risaletle gönderilmiş ve Bedir Gazvesi bu ay içerisinde kazanılmıştır. Yine Ramazan ayında Mekke’nin fethine müyesser olunmuştur. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Mekke’nin fethinden bir hafta sonra, Cuma günü her tarafa askerî birlikler sevk ederek, İslam’a uymayan her şeyi değiştirmelerini onlara emretmiştir. Bu amaçla;
Hişam bin As’ı iki yüz kişilik bir birlikle Yelemlem taraflarına,
Halid b. Said b. As’ı üç yüz kişilik bir birlikle Urana taraflarına,
Halid b. Velid’i otuz kişilik bir süvari birliği ile Uzza Putunu yıkmaya,
Saîd b. Zeyd el-Eşhel’i Müşellel’deki Menat putunu yıkmaya,
Amr b. As’ı Hüzeylilerin putu olan Süva’ı yıkmaya,
Tufeyl b. Amrü’d Devsi de Amr b. Hümame’nin putu olan Zühhuleyf’i yıkmaya göndermiştir.
Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hayatında, bizzat kendisinin katıldığı her bir gazvenin ve her bir olayın, bizim açımızdan dikkate alınması gereken bir yönü bulunmakla birlikte, bağlayıcılığı da vardır. Ancak bu aylarda gerçekleşen ve Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in bizzat katıldığı ilk savaş olan Bedir Savaşı ile Mekke’nin fethinin İslam tarihindeki yeri daha bir başkadır. Her iki fetih de, Kureyş’e yöneliktir. Bunlardan birincisi, Arap coğrafyasında mübarek Kâbe’nin yer aldığı toprakların sahibi sayılan, Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğup, büyüdüğü, İslam Risaletiyle gönderildiği, Risalet vazifesinin en önemli ve sıkıntılı zamanlarını geçirdiği bir beldeye hâkim olan Kurayş müşriklerine ciddi bir dersin verildiği, İslam’ın ve Müslümanların üstünlüğünün ispat edildiği bir savaştır. İkincisi ise, aynı beldedeki müşrik hâkimiyetine, küfrün egemenliğine son veren Arap Yarımadası’nın bir bütün olarak İslam’ın hâkimiyeti altına girmesinin önündeki tüm engelleri kaldıran, Kâbe-i Muazzama’yı İslam’ın hâkimiyeti altına sokan bir savaştır. Zira Mekke müşrikleri bir sene kadar önce, Hudeybiye’de Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in çok fazlasıyla sevdiği bir belde olan Beytullah toprağına ayak basmasını, Allah’ın evini tavaf etmesini yasaklamışlardı. Ancak Allah Azze ve Celle daha Hudeybiye Anlaşması’nın yapılmasının hemen ardından yolda iken Fetih Suresi’ni indirerek bu anlaşmanın açık bir fetih olduğunun müjdesini veriyordu.
Hudeybiye’den Mekke’ye dönüşünün üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Mekke müşrikleri anlaşma şartlarını bozdular. Ardından anlaşmanın yenilenmesi için Ebu Süfyan’ı Medine’ye gönderdiler. Ebu Süfyan, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den anlaşmayı yenilemesini ve süresini uzatmasını istedi. Ancak Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem onun bu isteğini kabul etmedi. Ebu Süfyan’ın, aracılık etmeleri için Medine’de neredeyse konuşmadığı kimse kalmadı. Müslümanlar Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in kabul etmediği bir şeye aracılık etmediler. Bunun üzerine Ebu Süfyan tümüyle ümidini kesmiş bir şekilde Mekke’ye döndü. Ne haber ile geldiğini soran Mekke’lilere şu cevabı verdi: “Ben kalpleri bir tek kalp haline gelmiş bir kavmin yanından geliyorum.” Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Ebu Süfyan’ın Mekke’ye dönüşünün ardından savaş hazırlıklarının yapılması emrini verdi. Bunu ilk önce Aişe RadiyAllahu Anha’ya söyledi. Daha sonra Ashabı’na da hazırlanmalarını söyledi. Ancak hiçbir kimse onun nereye gitme niyetinde olduğunu bilmiyordu. Ebu Bekir RadiyAllahu Anh başta olmak üzere insanların birçoğu onun Rumların üzerine, Şam’a doğru gideceğini zannetti. Ancak Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hedefi Mekke idi.
Hudeybiye’nin hemen ardından inen Fetih Suresi’nin ilk ayetindeki apaçık fetih müjdesinde olduğu gibi bugün de İslam Ümmeti büyük fetihlere, müjdeli haberlere ne kadar da muhtaçtır. Bugün Müslümanlar kalplerine sekinenin inmesini arzulamaktadırlar. Allah katından büyük bir yardım ile zaferi ümitle beklemektedirler. İslam Ümmeti, Mekke fethinin ardından Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Kâbe içindeki ve dışındaki bütün putları yıktığı ve bunların ortadan kaldırılması için küçük birlikler gönderdiği gibi günümüz tağutlarını yerle bir edecek, onların sultalarını, putlarını yıkıp hakkı hâkim kılacak zaferleri de özlemle beklemektedir.
Hicret için Mekke’den çıkıp Medine’ye yaklaştığında Medinelilerin Kâinatın Efendisi’nin gelişinden duydukları sevinç ve memnuniyet nedeniyle söyledikleri;
طــلـعَ الـبــــدرُ عـلـيـنـا ---- مــــن ثـنـيَّاتِ الوَداعْ
وجـبَ الـشـــكـرُ عـلـيـنـا ---- مـــا دَعــــى للهِ داعْ
أيـهـا الـمـبـعـوث فــــيـنـا ---- جـئـت بـالأمـر الـمطاع
جـئـت شـرفـت الـمـديـنـة ---- مـرحـــبـاً يـا خـيـر داع
“Ay doğdu üzerimize/Veda tepesinden
Şükür gerekti bizlere/Allah'a davetinden
Ey bizden seçilen elçi/Yüce bir davetle geldin
Sen bu şehre şeref verdin/Ey sevgili hoş geldin” kasidenin sözleri gibi İslam Ümmeti bugün Allah’ın Kitabı ve Rasul’ün Sünneti üzere hükmedecek, İslam’a ve Müslümanlara izzetini yeniden kazandıracak olan zamanımızın Raşid Halifesini bekliyorlar. Medineli Müslümanların Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i karşılarken söyledikleri kaside gibi kasidelerle Müminlerin Emiri’ni karşılamayı, ona biat etmeyi özlemektedirler.
Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Mekke’yi fethetmek amacıyla Ashabı’na hazırlanmaları emrini verdiğinde onun Şam’a doğru gideceğini zanneden Ashab’ın o günkü düşüncelerinin bugün Müslümanların yurtlarının merkezi olan Şam topraklarındaki bir fetihle, zaferle gerçekleşmesini ümit ediyoruz.
Allah’ım! Rasul’üne Mekke’nin fethini müjdeleyip ilk Ramazan ayı içerisinde zaferi nasip ettiğin gibi bize de zaferi nasip et.
Allah’ım! Tüm günahlarımızı bağışla ve bizlere Firdevs Cennetini nasip et.
Allah’ım! Efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e ve diğer Rasullerine aziz bir yardım ile yardım ettiğin gibi bizlere de aziz bir yardım ile yardım et.
Allah’ım! Feth-i Mübin’in ardından Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in tüm putları yıkmak için seriyyeler gönderdiği gibi bizleri de, günümüzün putlarını yerle bir edecek ordular gönderecek olan Raşidî bir Halife ile kuvvetlendir.
Allah’ım! Receb’i, Şaban’ı ve Ramazan’ı bizim kalplerimiz için sekinet kıl. Bu aylarda iman üstüne imanla imanlarımızı kuvvetlendir ve bizlere şehadeti nasip et.
Allah’ım! Ramazan ayını bizim için her yönüyle rahmet ay’ı kıl. Şam’ı bizim için mübarek kıl. Bu aylar içerisinde bizlere Raşidî Hilafet Devleti’nin gölgesi altında yaşamayı nasip et. (Âmin.)


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış