“Rol model”, insanların müspet ya da menfî anlamda değişimleri söz konusu olduğunda ya da toplum önünde örneklik teşkil edecek olan şahsiyetler üzerine yapılan değerlendirmelerde sıklıkla karşılaştığımız kavramlardan birisidir. Her dönemde canlılığını koruyan başörtüsü tartışmalarında, ilköğretimdeki çocukların ve kamu çalışanlarının başörtüsü ile kamusal alanda örneklik teşkil edeceklerine dair vurgu yapıldığında, örnek lider olarak gösterilen Erdoğan’ın İslam Âlemi tarafından hayranlıkla takip edilmesiyle ilgili yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin diğer halkı Müslüman olan ülkeler için model ülke olarak gösterilmesi gibi birçok konuda “rol model” kavramı ile karşılaşıyoruz. Çeşitli yerlerde duyduğumuz veya okuduğumuz bu kavram ile kastedilenin ne olduğunun bilinmesi, tüm bu meselelerin anlaşılması ve doğru bir bakış açısı ile değerlendirilmesinde yardımcı olacaktır. Buradan yola çıkarak bu kavramın ne anlama geldiğini ve bu meselelerin izahında nasıl bir paya sahip olduğunu farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek faydalı olacaktır, diye düşünüyorum.
Yaşam tarzlarıyla, hal ve hareketleriyle çevrelerindeki insanlar tarafından örnek alınan, taklit edilen insanlar bu özellikleriyle “rol model” olma sorumluluğunu taşıyan insanlardır. Her insanın çocukluk yaşlarından başlayarak hayatının her döneminde değişkenlik gösteren ve kendisine örnek olarak seçtiği “rol modeli” vardır. Bu seçim ilk etapta aile içerisindeki bireyler ile başlar. Küçük bir çocuk için hayranlık duyduğu ve davranışlarını taklit ettiği, sürekli görüp gözlemleyebildiği en yakınındaki insanlar olan ebeveyni ve aile içerisindeki diğer bireyler “rol model” olarak seçtiği ilk insanlar olmaktadır. Bunlar genellikle anne veya baba olduğu gibi aile yapısına göre değişkenlik göstermektedir. Çocukların benlik, kişilik, kimlik, karakter yapıları üzerinde öncelikli rol modelleri olan annelerin büyük payı vardır. Bunun için annelik sanatını en güzel şekilde icra eden kadınlar, Rableri tarafından Cennet ayaklarının altına serilerek ödüllendirilmişlerdir. “İyi bir anne yüz öğretmene bedeldir” diyenler de, annenin çocuğu için “rol model” olmasındaki önemi vurgulamışlardır.
Bu seçim, yaşın büyümesi ve çocuğun ailesinin dışında beraber vakit geçirdiği diğer insanlarla tanışması ile değişim gösterir. Okul ortamında, arkadaş ortamında, çevresinde gözlemleyebildiği insanlar veya izlediği televizyon programlarında gördüğü ünlü insanlar, starlar, sanatçılar, sporcular vb. davranışlarını, yaşam tarzlarını örnek alacağı yeni insanların varlığı, kendisine yeni bir “rol model” edinmesini beraberinde getirmektedir. Bu “rol model” olarak seçilen kişinin takip edilmeye değer bir özelliğinin veya başarısının olması onun tercih edilmesi için yeterlidir. Çocukların bu dışarı açılma dönemlerinde genellikle tercih ettikleri rol modelleri okulda sürekli vakit geçirdikleri öğretmenleri olmaktadır. Onları örnek almaları, davranışlarını taklit etmeleri ve onlar gibi olmaya gayret göstermeleri gayet doğal bir durumdur. İşte bu noktada örnek alınacak bu kişilerin, çocuklarımızı teslim ettiğimiz bu insanların, bizim hassasiyetlerimize sahip insanlar olup olmadığı meselesi ortaya çıkıyor. Bizler şer’î hükümlere bağlanırken çocuklarımızı teslim ettiğimiz bu insanlar, şer’î hükme bağlanmayan insanlar olduğunda, bu duruma nasıl müdahale edeceğiz ve çocuklarımızın onları örnek almasına nasıl engel olacağız. İşte “başörtüsü ve kamusal alan” konusunun tartışıldığı yerlerde dile getirilen kaygı bu temele dayandırılarak, okullarda başörtüsü ile görev yapacak olan öğretmenlerin çocuklar için rol model olacakları ve bu durumun doğal, olağan, talep gören ve yaygınlaşan bir durum olacağı korkusu, dile getirilmektedir. Yani şer’î hükümlere bağlanan ailelerin çocuklarını kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamayan insanlara teslim etmeleri ve bu çocukların onları “rol model” olarak belirlemelerini doğal karşılayanlar, tam tersi söz konusu olduğunda buna itiraz edip korkularını dile getiriyorlar.
Bu korkuların tezahürü olarak da, günümüzde Kapitalist ideolojinin hâkim olduğu kamusal alanda dine dayalı en ufak bir değerin bile varlığına tahammül edemez hale gelmiştir, mevcut sistem ve bu sistemi ayakta tutan hâkim zümre. Dinden tamamıyla arındırılmış bir kamusal alanda, dine dair bir örnekliğin varlığı, sistem için tehlike olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla bu hâkim zümre için kamusal alanda başörtüsüne izin vermek demek, bu yeni rol modellerin bir değişime vesile olmasına göz yummak anlamına gelmektedir. Peki, çocuklarımızın rol model olarak aldığı öğretmenlerle ilgili aradaki bu ihtilafı ne kaldıracak? Yani başörtülü anneler çocukları için başörtülü örnek öğretmenleri tercih ederken, başı açık anneler de kendileri gibi açık öğretmenleri tercih ettiğinde bu ihtilafa son verecek olan nedir, dediğimizde iman edenler için elbette ki Rablerinin kendileri için gönderdiği şu ayet-i kerime olacaktır:
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
“Hayır, Rabbine andolsun ki; aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar.” (en-Nisa 65) Elbette ki bu konuda çözümü, şer’î hükme bağlanmak getirecektir. Yani Âlemlerin Rabbi olan Allah kadın için örtünmeyi emrettiğinden dolayı tüm kadınların bu buyruğa uymalarından başka bir çare ve çıkar yol yoktur. Şer’î hükmü kabul etmeyen insanlar içinse bu sorunun akla ve mantığa yatar bir çözümünün olamadığını kabul etmekten başka bir yol kalmıyor. Zira meseleye özgürlükler zaviyesinden bakıldığında da her iki tarafında isteğinin makul olduğu düşünülürse herkesi memnun edecek bir çözüme ulaşılmasının mümkün olmadığı açıkça ortadadır.
Ayrıca insanların birbirleri için örneklik teşkil etmeleri ve hayatlarında kendileri için rol modeller belirlemeleri hususunda özgürlükçü düşünceye sahip insanların “hiçbir insanın böyle bir sorumluluğu yoktur. İnsanlar kendisini örnek alıyor diye kendini kontrol etmesi ve belli kalıplar içerisinde hareket etmesi insanın özgürlüğünü kısıtlamaktır” diye düşünenler de vardır. Bu Batı’nın geliştirdiği, hiç kimsenin kimseye karşı sorumluluğu yoktur, herkes duygu düşünce ve hareketlerinde hürdür, düşüncesinin bir sonucudur. Bugünkü gençliğin içine düştüğü durumun önemli etkenlerinden birisi de bu düşüncedir. Bu konuda kişisel gelişim uzmanı olan Stephen R. Covey de şöyle söylüyor:
“Hollywood, genelde sorumlu olmadığımıza, duyguların bir ürünü olduğumuza bizi inandıran senaryolar üretti. Ancak Hollywood senaryosu gerçeği tanımlamaz. Duygularımız, eylemlerimizi denetliyorsa, bunun nedeni sorumluluklarımızı terk etmemiz ve duygularımıza bu yetkiyi vermemizdir. Duyguları zekice kullanmayı, aklı da rastgele duygularla değil, hakkaniyet duygusuyla ve ahlakî değerlerle yönetmeyi öğrenmek ve değerleri ön plana çıkaran yeni bir eğitim yaklaşımını gündeme getirmek zorundayız.” (Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, İstanbul 1999, S. 79)
Batı’nın geliştirdiği bu düşüncenin yanlışlığını bugün artık uzmanlar da kabul etmekte ve insanların model olma gibi bir sorumluluğa sahip olduğunu ve ancak bu sorumluluğunun bilincinde olursa toplumsal sorun olarak kabul edilen birçok sorunun aşılabileceğini görmektedirler. Toplumsal değişim üzerine araştırmalar yapan ve bu konuda fikir ortaya koyan birçok düşünür bu konuda aile ilişkileri ve ebeveyn-çocuk ilişkisinin önemi üzerinde önemle durmuşlardır. Bizler, toplumsal değişimin fertten yola çıkarak mümkün olamayacağını düşünüyoruz. Ancak fertlerin “rol model” olma bilinciyle hareket ettiklerinde veya kendilerine doğru örnekler seçtiklerinde, bunun genel manada değişime yardımcı olacak önemli bir etken olduğunu da düşünüyoruz. Zira bu konuda ayet-i kerimede, إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ “…Şüphesiz ki bir kavim, kendini değiştirmedikçe; Allah da onları değiştirmez. Ve Allah, bir kavimin fenalığını dileyince; artık onun önüne geçilemez. Allah'tan başka onları koruyacak birisi de bulunmaz.” (er-Ra’d 11) buyrulmaktadır. Bu ayet-i kerimede de insanların müspet ya da menfî anlamda kendilerinde olanı değiştirmelerinden bahsedilmektedir. Bu değişim ise toplumu oluşturan duygu, düşünce nizam ve insanların bir bütün olarak değişmesiyle mümkün olacaktır. İşte bu değişim içerisinde fertlerin değişimi ve düzelmesinde bu “rol model” kavramının önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz. Yani eğiticilerin eğitilmesi gereklidir ve insanların kendilerinde olanı değiştirmeleri, kendilerini örnek alanları da değiştirmeleri anlamına gelmektedir. Aile içerisinde öncelikle çocuklarının kendilerini model olarak aldığı ebeveynlerin, bu bilince sahip olarak hareket etmeleri gerekmektedir. İslam âlimlerinin paylaştığı bir ifade şudur: “Allah’ın Rahman, Rahim ve cemal sıfatlarının kendisinde tecelli ettiği kadın ile, Kahhar, Muntakim ve Celal sıfatlarının kendisinde tecelli ettiği erkek” arasındaki birbirini tamamlayıcı bu mükemmel uyumdan yola çıkarak, yeni nesil için örnek ebeveynler olmak, farklı rol modeller edinen çocuklarımızın kontrolden çıkmalarına engel olacaktır, diye düşünüyorum.
Meseleyle ilgili başka bir konu ise; insanın tutum ve davranışlarını denetleyen ve böylelikle ona yön veren siyaset ve eğitim alanındaki aksaklıklar ve sorunlar, örnek şahsiyetlerin oluşumunun önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. İslam’da tüm hükümler ve siyasî düzenlemeler ile siyasetin insan davranışlarını denetlemede en etkin şekilde faydalandığı eğitim sistemi, insanı örnek bir şahsiyet yapma yolunda Âlemlerin Rabbi tarafından mükemmel bir nizam ile düzenlenmiştir. Ayrıca insana, hayata dair bir bakış açısı kazandıran, fikrî liderlik olarak tüm insanlığa taşınması gereken İslam ideolojisi örnek İslam şahsiyetlerinin yetişmesi konusunda aile yapısına, eğitim kurumlarına, kamusal alana dair gerekli düzenlemeleri getirmiştir. Bu minvalde siyaset adamlarını ve yürütülen mevcut siyaseti değerlendirdiğimizde, örneklik teşkil etme konusunda liderlerin de sınıfta kaldıklarını söyleyebiliriz. Ancak bu konuda, Türkiye’nin Arap ülkeleri tarafından “rol model” olarak seçilmesi, Türk dizilerinin bu ülkelerde büyük ilgi ile izlenmesi, Erdoğan’ın bu ülkelerde örnek lider olarak teveccüh görmesi, akıllara gelecektir elbette. Bu noktada şu soruyu sorabiliriz: “Bu örnekleri model olarak Müslümanların önüne koyan güçlerin amacı nedir? Bu tercih, Müslümanların bilinçli bir şekilde yaptığı bir tercih mi yoksa her zamanki gibi bir yönlendirme ve dayatma mı söz konusudur?” Evet, örnek olmak yani “rol model olmak” beraberinde sorumluluk getirir. Rol modellerin sorumluluk bilincine sahip olmaları gerekir. Onların hata yapma gibi bir lüksleri yoktur ve kendilerini örnek alanları düşünerek hareketlerine, söylemlerine, yaşantılarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda bu örneklerin kesinlikle Müslümanlar için rol model olma özelliğine sahip olamadıklarını açıkça görebiliriz. Müslümanların kendileri için örnek olarak seçmeleri gereken gerçek modeller ise Allah Rasulü tarafından bizlere şöyle bildirilmiştir:
“Benim Ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz.” (Deylemi, Beyhaki)
“Ashabım hakkında Allah’tan korkun, Ashabım hakkında Allah’tan korkun! Benden sonra onları kendinize hedef haline getirip düşmanlık etmeyin! Kim onları severse bana olan sevgisinden dolayı sever. Kim de onlara kin beslerse, bana olan kini dolayısıyla böyle yapar. Kim onlara eziyet ederse bana eziyet etmiş olur. Kim bana eziyet ederse Allah’a eziyet etmiş demektir. Her kim de Allah’a eziyet ederse, çok geçmeden Allah onun belâsını verir.” (Ahmed b. Hanbel V, 57)
Yine Müslüman kadınlar için kendilerine örnek alacakları kadınlar, Allah Rasulü tarafından şöyle bildirilmiştir: İbn-i Cerir kendi tefsirinde Enes İbni Malik’den naklediyor ki:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Âlemlerin kadınlarının en iyileri (ve faziletlileri) dört kişidir: İmran kızı Meryem, Mezahim kızı ve Firavun’un hanımı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatıma’dır.” ( Taberî Tefsiri, c.3, s.180.)


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış