TEFSİR: ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ 1-6. AYETLER

Esad Mansur


الم اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ التَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ

“Elif Lam Mim, Allah kendisinden başka ilah yoktur. O diridir, Ölmez, daima uyanık ve gözetleyicidir. Sana bu Kitabı (Kur’an’ı) hakla indirdi. Bu kitap daha önce indirilen kitapları tasdik eder. Tevrat’ı ve İncil’i daha önce indirmişti. İnsanlara hidayet olarak onları indirdi. Furkan’ı (Kur’an’ı) da indirmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli azap hazırlanmıştır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir.” (Âl-i İmran 1-4)

“Elif, Lam, Mim” surenin ismine bağlıdır. Böylece bu surenin ismi “Elif, Lam, Mim Âl-i İmran” olur. Âl-i İmran’ın manası İmranoğulları’dır. Meryem Aleyhi’s-Selam, İmranoğulların ailesinden gelmiştir. Harun Aleyhi’s-Selam’ın neslinden gelen bir ailedir. Allahu Teâlâ, İsa Aleyhi’s-Selam’ın annesi olan Meryem’den bahsederken ailesi olan İmran’dan söz etmiştir. Bu nedenle, surenin ismi oldu. Ek olarak “Elif, Lam, Mim” harfleri surenin başına geçti. Bu üç harfin surenin adına bağlı olduğunu kabul ediyoruz. Bu sure Medine’de nazil oldu, bu nedenle Medeni sure olarak sayıldı.

Bu surenin ilk ayetinde, Allahu Teâlâ ilahlığın vahdaniyetinden söz eder. Tevhid akidesi İslam’ın temeli olduğu için başta bundan söz ederek pekiştirmektedir. Çünkü bu surede İsrailoğullarından, Hz. Meryem, Hz. Mesih’le ilgili fikirlerden ve tevhid akidesini bozan Hıristiyanlardan söz etmektedir. Hz. Mesih’in getirdiği tevhid akidesini bozan Hıristiyanların akidesini çürütmektedir. Onlar şirk koşup Hz. İsa’yı ilahlaştırdılar. Bundan dolayı Allahu Teâlâ bu surenin başında; Allah tek ilahtır, O’ndan başka İlah ve tanrı yoktur, O diridir, hep uyanıktır, uyumaz. Oysa Mesih Aleyhi’s-Selam bir beşerdir, uyur, uyanır, yer, içer ve ölür. ‘Tevhid’ akidesi budur. Hz. İsa bu akideyle gönderildi ve Allah Subhanehu ve Teâlâ, O’na İncil’i verdi. Aynen Hz. Musa’ya Tevrat’ı Hz. Muhammed’e Kur’an’ı verdiği gibi. Kendisine bir kitap indirilen Rasul ve Peygamber olur, ilah veya ilahın oğlu olmaz. Buna göre ikinci ve üçüncü ayete, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i nasıl indirdiyse Kur’an’ı da aynı şekilde indirdi. Hem de bu Kur’an O kitapları tasdik etmektedir. Bunun manası; Tevrat’ta ve İncil’de geçen tevhid akidesi Kur’an’da da geçti. Bu kitaplarda geçen hakikatler Kur’an’da da geçti demektir. Öyleyse Kur’an’da geçen akide ve hakikatlere ters düşen her akide ve her husus reddedilir. Şimdi Tevrat ve İncil adını alan kitaplara bakarız, eğer Kur’an’da geçen akide ve hakikatlere ters düşüyorsa onu reddederiz. Zira Kur’an, ‘Furkan’ olarak adlandırıldı. Bunun manası; hakkı batıldan ayırandır. Hak ölçüsü Kur’an’dır. 

Ey Muhammed! Allah sana bu kitabı Furkan adını alan Kur’an’ı indirdi. Onu Furkan olarak adlandırdım ki doğruyu ve hakikati göstersin, gerçek Tevrat ve İncil bilinsin. Bunu kabul etmeyen kâfirdir. Allah’ın ayetlerini inkâr edip kabul etmeyenler kâfir olmuştur ve bunlar için şiddetli azap hazırlanmıştır. Kur’an’a uygun olan Tevrat ve İncil’de geçen hakikatleri değiştirdiler. Bu hakikatleri değiştirenlerden ve Kur’an ayetlerini inkâr edenlerden Allah intikam alacaktır. Zira Allah pek güçlüdür ve onun intikamı büyüktür. Bu Kur’an insanlar için bir hidayettir, insanlara doğru yolu gösterir, insanları sapıklıktan ve şaşkınlıktan kurtarır. Tamamen daha önce Tevrat’ı ve İncil’i indirdiği gibidir. 

‘Allahu Teâlâ, Tevrat’ı ve İncil’i tasdik eden hakla kitabı sana indirdim Ey Muhammed’ dedikten sonra tekrar ‘Furkan’ı indirdim’ dedi. Böylece Kur’an hakkında şu hususiyetleri gösterdi: Hak kitaptır, Tevrat ve İncil’i tasdik edendir, insanlara bir hidayettir, hakkı batıldan ayıran bir Furkan’dır. İnsanlar hakkı ve hakikatleri ancak Kur’an’da bulurlar. Yahudiler ve Hıristiyanlar gerçek Tevrat’ı ve İncil’i öğrenmek istiyorlarsa Kur’an’a baksınlar gerçekleri ve hakikatleri bulurlar. Kur’an’da bu gerçek ve hakikatleri gösteren Allah’ın ayetlerini reddeden kafir olup cehennemliktir. Allah onlardan intikam alacaktır. Onların kâfirliklerine karşılık onlara şiddetli ve acılı azap verecektir.

إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاء لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

“Şüphesiz ki ne yeryüzünde nede gökte Allah’tan hiçbir şey gizli kalmaz. Oysa kendisi siz annelerinizin rahimlerindeyken suretlerinizi istediği şekilde yaratmaktadır. Çünkü ondan başka ilah yoktur ve yalnız kendisi Aziz ve Hâkim’dir.” (Âl-i İmran 5-6)

Allahu Teâlâ kendi azameti ve üstünlüğünü göstermeye devam ediyor. Buna göre şöyle dedi: “Şüphesiz ne yerde ne gökte kendisinden hiçbir şey gizli kalmaz.” İnsanları bu ayetle de uyardı ve özellikle Kur’an’a inanmayan ve Allah’ın kitaplarını değiştiren Yahudi ve Hıristiyanları uyardı. Bu hareketle onlar kâfir oldular. Allah onlardan intikam alacaktır. Kâfirler ne iş yaparlarsa Allah bilir, ilminden gizlenemezler. Zira yer, gök ve insanları yaratan Allah’tır, kendisinden bir şey gizlemek mümkün değildir. Bundan dolayı insan Allah’tan korkup O’nun emrine uymalı ve nehiylerinden (yasaklarından) sakınmalıdır. Bu emir ve nehiylerin hepsi insanlara indirilen hidayet olarak Kur’an-ı Kerim’de ve onun açıklaması olan Hadis-i Şerifler de geçmektedir. Buna inanmayan ve uymayanlara acılı bir azap vardır.

Yine Allahu Teâlâ kendi Azamet ve üstünlüğünü ondan sonraki ayette beyan etmektedir: “Annelerinizin rahimlerinde sizi yaratıp size suret veren odur.” Hem de istediği şekilde size suret veren odur. O, Aziz ve Hâkim’dir. O’ndan başka yaratıcı yoktur. Buna rağmen insan yaratıcısına nasıl isyan eder? İsyan ettiği zaman kendisini yoktan yaratan ve annesinin rahminde kendisine suret verenin azabından nasıl kaçabilecektir? Oysa Allah bu insanın büyüyüp akıl sahibi olunca kendisine inanmayacağı veya isyan edeceğini onu yaratmadan önce bilir. Allah isteseydi onu yaratmazdı. Ayrıca insanın canını her an çekebilir ve ona ne kadar ömür verirse versin yine onun canını alacak olan O’dur ve alacaktır. Bu sebeple, insan Allah’ın azabından kaçamaz. Yüce Allah Hâkim’dir, hikmet sahibidir. İnsanın kendine inanmayacağını veya isyan edeceğini bildiği halde onu yarattı. Peki niçin onu yarattı diye sorulmaz, çünkü O hikmet sahibidir ‘niçin onu yarattı’ ancak hâkim olan Allah bilir. Nitekim birçok ayeti kerimede bütün insanları hidayete erdirebileceği açıklanıyor. Ama bunu yapmıyor, insanları serbest bırakıyor, kendi iradeleriyle kâfir veya mü’min olsunlar ki hesap ve ikapta adalet gerçekleşsin.



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz