HESAP GÜNÜ’NDE PİŞMAN OLMAMAK İÇİN...

Sümeyye Avcı

İnsan dünya hayatında yaşadığı süre boyunca -az veya çok- sonunda bir takım pişmanlıklar duyacağı ameller işler. Çünkü insan, beşer vasfını taşıdığı için hata yapması olağanüstü bir durum değildir. Her insanın yaşadığı pişmanlıklar farklı olabilir ama ne olursa olsun sonuç itibariyle insan mutlaka bir takım pişmanlıklar içerisinde olur. Fakat yaşadığı süre boyunca pişmanlıklarını giderebilme, yanlışlarını farkedip, düzeltebilme imkânı vardır. Doğru gördüğü bir evlilik yapar, işlediği haramdan dolayı tevbe eder, kırılan kalbi tamir eder, vs. Pişmanlığından dolayı hissettiği rahatsızlığı, acıyı ve üzüntüyü yok etme imkânı vardır. Lakin bir pişmanlık vardır ki, o insanın hayatının en önemli meselelerindendir ve onu ne kadar istese de, çaba gösterse de gideremez. O üzüntüyü, acıyı, rahatsızlığı asla gideremez. O, giderilemeyen pişmanlık nedir ona değinelim…

Müslümanlar arasında hakkında hiç bir şekilde şüphe olmayan bir şey var ki, o da; dünya hayatındaki var oluş sebebimizin sadece Rabbimize kulluk olmasıdır. “Müslüman’ım” diyen hiçbir kişi bu konuda ihtilafa düşmemiştir. Rabbimiz insanı, Kendisine kulluk etmemiz için yaratmıştır ve her ferde ayrı bir ömür tanımıştır. Verilmiş olan bu zaman dolduğunda ecel gelir ve kişinin hayatı son bulur. İmtihanını başarıyla tamamlamış olsa da, olmasa da ecel geldiğinde verilen zamandan bir saniye ne kısaltılacak, ne de uzatılacaktır. 

Rabbimiz buyuruyor:

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ

“Her Ümmet’in bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” (el-Araf 34)

وَلَن يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاء أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Oysa Allah, kendi eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (el-Munâfikûn 11)

İnsanoğlu her ne kadar bunların bilincinde olsa da yani imtihan edilmek için geldiğini ve bir gün mutlaka öleceğini biliyor olsa da, yapacağı birçok hayırlı işleri her zaman yarınlara ertelemektedir. O halde bu makaleyi okuyan herkes şöyle bir tefekkür etsin. Nafile ibadetler, daha fazla araştırma, kitap okuma, namazlarımızı daha çok huşuyla kılma, İslam’ı hakkıyla tanımayan kişilere İslamî dersler verme, günlük Kur’an-ı Kerim okuma, vs. düşündüklerimizin, planladıklarımızın arasındadır. Veya İslam’ı öğrenme, namaza başlama, hicaba bürünme, kısacası Rabbimizin emirlerine bağlanıp nehyettiklerinden uzaklaşma, vs. birçok insanın istediği hayırlı işler vardır. Ama ne yazık ki, birçok sebepten dolayı bunları erteliyoruz değil mi? Bu sebepler genelde çocuk, akraba, mesken, ticaret, mal, mülk oluyor. 

Bakın Rabbimiz bu konuda ne buyuruyor:

قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: “Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'tan, Rasulü'nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez.” (et-Tevbe 24)

Rabbimizi ayet-i kerimede buyurduğu üzere, bu ve buna benzer durumlar, dünyevî meşgalelerdir. Ve aslında dünyevî meşgaleler, hiç bir zaman bitmez. “Bitsin, başlayacağım” dersiniz bir meşgale tam biter ama bu kez başka meşgaleler gündeme gelir.

“Evladım biraz büyüsün planlarımı yürürlüğe koyacağım” dersiniz ama bir anne-babanın gözünde evlat asla büyümez. Büyüyüp evlense, hatta çocuk sahibi olsa dahi anne-babanın gözünde o evlat halen küçüktür ve halen korunmaya ihtiyacı vardır. “Biraz daha mal kazanayım” dersiniz ama mal kazanıldıkça insanoğlunun hırsı daha da artar, daha da kazanmak ister. “Şu aralar eşimle aramda sorunlarım var” dersiniz ama var olan o sorunu çözdüğünüzde başka bir sorun oluşur. Eşler arasında tartışma veya sorunların olması insanî bir durumdur. Hiç bir aile sorunsuz, hatasız beraberliğini sürdüremez. Çünkü melek değiliz.

Şimdi daha biz bunları (dünyevî meşgaleleri) düşünürken, bunlarla meşgul olurken, ölüm aklımızın ucundan dahi geçmiyorken ölüm gelip kapımızı çalıyor. Düşünün, en acılı gününüzde, canınız çok acıdığında siz yardım istemeseniz dahi, sevdikleriniz gelip size nasihatler eder, elinizden tutar, acınızı bir nebze de olsa aza indirirler ama Azrail Aleyhi’s-Selam karşınızda durduğunda en güvendiğiniz insanlar, yakınlarınız dahi yanınızda olmuyor. Yardım istediğiniz halde yardım etmiyor. Sadece sen ve Azrailİşte o an ecelin geldiği, ömrümüzün bittiği an... Düşünün; işte o an, ne yapılan tövbeler ne de hissedilen pişmanlıklar fayda verecektir bize. O an her şey bitmiş olacak; geriye dönüşü olmayan bir yola girmiş olacağız. Ve Rabbimizin huzuruna çıkacağız. Yaptıklarımız bir bir anlatılacak... yapmadıklarımızda... Yaşanılan büyük panik, korku ve pişmanlık göstergesi olan “ah” (“eyvah”) ifadesi belki de binlerce kez tekrarlanacak. “Ah, keşke namazıma başlasaydım.”, “Ah, keşke nafile ibadetlerimi daha da arttırsaydım da Cehennem’de daha az ceza görseydim”, “Ah, keşke daha fazla infak verseydim de yaptığım bu hayır Cehennem’in ateşini benim için söndürseydi”... Ahh, ahh, ahhh...

O gün yaşanılacak olan pişmanlığı Rabbimiz şöyle bildiriyor:

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا يَا وَيْلَتَى لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءنِي وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْإِنسَانِ خَذُولًا

O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım. Vah, yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu.” Şeytan da insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır.” (el-Furkan 27-29)

Dünya hayatına geri dönüp Rabbimizi razı etmek için çok çalışmak isteyeceksiniz ama bu kabul edilmeyecek. Azrail Aleyhi’s-Selam’ın görülmesiyle her şey bitecek. Sizin için hayat sona erecek. Bir an da olsa kendinizi bu duruma koyun. Öldüğünüzü düşünün. Ne kadar acı değil mi? Hep pişmanlıklarla, huzursuzluklarla dolu... işte bu, kul ne kadar istese de giderilemeyecek olan pişmanlıktır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

وَلَوْ تَرَىَ إِذْ وُقِفُواْ عَلَى النَّارِ فَقَالُواْ يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلاَ نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ بَلْ بَدَا لَهُم مَّا كَانُواْ يُخْفُونَ مِن قَبْلُ وَلَوْ رُدُّواْ لَعَادُواْ لِمَا نُهُواْ عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

“Cehennem’in başında durdurulduklarında onların, “Ah, ne olaydı, dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Mü’minlerden olsak.” dediklerini keşke görseydin! Hayır, sadece daha önce içlerinde sakladıklarının akıbeti önlerinde belirdi (diye böyle hayıflanıyorlar). (Yoksa) eğer dünyaya geri gönderilseler yine sakındırıldıkları yola dönerler. Onlar gerçekten yalancıdırlar.” (el-En’am 27-28)

Ayet-i kerimenin de işaret ettiği gibi dünyada Allah’ın ayetlerini hiçe sayarak yaşayanlar, eğer kendilerine böyle bir fırsat (dünyaya geri göndelme) verildiği takdirde Allah’ın ayetlerini bir daha yalanlamayacaklarını, tersine onlara inananlardan olacaklarını iddia edecekler. Fakat bu temennileri gerçekleşmeyecek bir kuruntudan başka bir şey değildir!

Dünyada gaflet içinde, hiç ölmeyecek gibi yaşayan insan, Kıyamet’in dehşetli olayları başlayıp gökler yarılmaya, yıldızlar dökülmeye denizler kaynamaya ve kabirdekiler dışarı atılmaya başladığı zaman aklı ancak başına gelir ve o zaman sağlıklı düşünmeye başlayarak yaptıklarının mahiyetini anlar. Bakar ki, yapmaması gerekenleri yapmış, yapması gerekenleri ya hiç yapmamış ya da çok az yapmış. Dünyevî işlerden, kendisine fayda sağlayacak işlere pek sıra gelmemiş..

Bir Şair, ömrün ne kadar kısa olduğunu şu mısralarla anlatıyor:

“Ömür dediğin üç günlüktür

Dün geldi geçti yarın ise meçhuldur

O halde ömür dediğin bir günlüktür

O da bugündür...”

O halde yarın pişman olmamak için bugün önlemimizi almamız hepimiz için hayrlı olacaktır. Şu an yaşıyorsunuz, henüz Allah’ın huzuruna çıkmadınız, Azrail Aleyhi’s-Selam da karşınıza çıkmadı. Bu Allah’ın rahmeti değil midir? Hayırlı amel sergilememiz ve Rabbimizi razı etmek uğrunda çalışmamız için şu an, büyük bir fırsat değil midir? 

Yazın sıcağından, ateşin ısısından kaçan insanoğlu, neden Cehennem ateşinden kaçınmak için çaba harcamaz? Satın aldığı evinin taksitini veya işyerinin kirasını yıllarca ödeyenler, niçin içinde ebedi yaşanacak Cennet köşklerinin yatırımını yapmayı hiç düşünmezler? Hediye verene hemen teşekkür edip hatta karşılığını vermemeyi ayıp sananlar, niye bütün sahip olduklarımızı veren Rabbimize nankörlük ederler? ... 

Bu durumda, “yarın, ilerde yaparım” diye bir düşünceyi ve aldatmacayı zihnimizden atalım. “Bugün, şuan” diyerek, ilerde “keşke”lere bırakmamak için zamanı hayır yolda şimdiden değerlendirelim. İlerde planladığımız bütün hayrlı işlerimizi bugün yapmaya başlayalım. Zira yarına vaktimiz olmayabilir. Akıl sahibi bir Müslüman bunu yakinen bilir. Çevremize şöyle bir baktığımızda, ecelin genç-yaşlı, hasta-sağlıklı, zengin-fakir ayırmadığını görebiliriz. Rabbimizle olan rabıtamızı her daim koruyalım ve şer’î hükümleri yerine getirmede aceleci olalım.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Ey iman edenler; Allah'tan korkun. Ve herkes, yarın için ne hazırladığına bir baksın. Allah'tan korkun, şüphesiz ki Allah; işlediklerinizden haberdardır.” (el-Haşr 18)



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz