KIBRIS, DAHA NE ZAMAN İŞGALDEN KURTULACAKTIR?

Cuma Canpolat


18 Nisan 2010’da Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı için yapılan seçime katılım % 76,3 oranında oldu ve seçimi Derviş Eroğlu 61.491 oy alarak kazandı. Mehmet Ali Talat ise 52.302 oyda kaldı. 

İşte alınan bu oy farklılığından dolayı Derviş Eroğlu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı seçilmiş olunca hemen şöyle bir demeç verdi: ”Yeminden sonra ilk işim Türkiye ile durum değerlendirmesi yapmak olacak. Yaşayabilir çözüm için çalışacağım”. Ve Eroğlu bu açıklamasına şöyle devam etti ”Rumlarla hemen görüşme masasına oturacağım ve masadan kalkmayacağım… Özetle Türkiye ile uyumlu bir şekilde müzakereler masadan kalmadan devam edecek” dedi. Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçimini kayıp eden Mehmet Ali Talat ise şöyle dedi: ”Sonuçlar yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Benim çözüm hayalim devam etmektedir”. Böylece Kuzey Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı olan Talat Rum kesimine 5 yıldır kabul ettirmeye çalıştığı sömürgeci kâfir Amerika’nın planının sonuçsuz kaldığını itiraf etmiş oldu. Yeni Cumhurbaşkanı Eroğlu ise, sömürgeci kâfir İngiltere’nin planına göre Rumlarla görüşmek istiyor. Ancak Başbakanı Erdoğan 18 Nisan akşamı NTV’de katıldığı programda gazetecilerin sorularını cevaplandırırken şöyle dedi: ”Orada hangi Cumhurbaşkanı gelirse gelsin bu kararlılığı devam ettirmesi gerekir. Sayın Eroğlu ile de yine bu sürecin devamı gerekir. Eroğlu’nun bu konuda farklı düşüncesi yok. Aynı kararlılıkta devam edeceğiz”. Ve Başbakan Erdoğan açıklamasını şöyle sürdürdü ”Farklı süreç işleyeceğine inanmıyorum. Aynı şekilde bu süreci devam ettireceğimizi düşünüyorum”. 

Böylece Başbakan Erdoğan eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından, Amerika’nın isteğine göre şöyle hazırlanmış olan ve Annan Planı olarak tanınan sürecin devam etmesini istiyor. Peki, bu planda ne vardı diye şöyle bir hatırlatma yaparsak şunları söyleyebiliriz. ”Bir ana belge ile toplam beş ek belgeden oluşan bu planda Kıbrıs sorununun sonuçlandırılması sürecine eşlik edecek ve yardımcı olacak düzenlemeler, ilgili devletler olarak Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında yapılacak anlaşmalar, BM Güvenlik Konseyi’nin kararına bırakılacak hususlar, Kıbrıs’ın AB’ye katılımı konusunda AB’den talep edilecek olan hususlar, 1960 Kıbrıs Anayasası ve buna bağlı olarak toprak, vatandaşlık, mal-mülk, iç güvenlik hizmetleri gibi Kıbrıs Devleti’nin iç ve dış ilişkilerini düzenleyen konular yer alıyordu. İşte AKP de Annan planı çerçevesinde görüşme sürecine devam edilmesini istiyor ve Talat’ın seçimleri kaybetmesiyle birlikte bir nebze endişelenmiş gözüküyor. 

Hâlbuki Amerikan patentli Annan Planı 24 Nisan 2004 tarihinde Kıbrıs’ta referanduma sunulduğunda Kıbrıs Türk kesimi %64.90 “Evet” oyu kullanırken, Rum tarafının ise %75.83’ü ”hayır” oyu kullanınca Annan planı için uygulama yok olmuştu. Ancak Başbakan Erdoğan hala Annan planını empoze etmeye çalışıyor! 18 Nisan 2010 akşamı Başbakan Erdoğan bu konuda da şöyle diyordu. ”Güneyle kuzey arasında görüşmeler yoğun şekilde devam etti. Garantör ülke olarak bizde bu sürecin hiç olmazsa bu yıl bitirilmesini arzuluyoruz. Biz bu işi ilk başlattığımız zaman Ocak 2004 Davos’tu. BM Genel Sekreteri Annan’a, “Bir adım önde olacağız” demiştik, bunu devam ettirmeliyiz. Masadan kaçan taraf Türk tarafı olmayacak. Prensibimiz “kazan kazan” olsun. Kuzey Kıbrıs’ın geleceğini basit hesaplar uğruna feda etmemeleri gerekir” dedi.

Velhasıl ne Amerikan’ın Annan planı Kıbrıs’ın çıkarınadır, nede Kıbrıs’ı gasp eden İngiltere’nin planı Kıbrıs’ın çıkarınadır. Çünkü her iki planda Kıbrıs’ı bölmeyi ve sömürgeci kâfir devletlerinin nüfuzu altında Kıbrıs’ın kalmasını hedeflemektedirler. İngiltere kendi planına göre Kıbrıs’ta iki kurucu devlet olsun istiyor ve mevcut yapıyı korumayı hedefliyor. Amerika ise Kıbrıs’ta iki kurucu devletin üzerinde üçüncü bir federasyon devleti olsun istiyor. Hâlbuki Kıbrıs’ın tamamın da köklü çözüm İslam ümmetinin bir beldesi olarak devam etmesidir. Çünkü Kıbrıs 3. Halife Osman İbni Affan RadıyAllahu Anhu döneminde Hicri 27. el-muvafık Miladi 649 senesinde İslam Ordusu tarafından fetih edildi. Kıbrıs halkı, Raşidi Hilafet Devleti döneminde, Emevi Hilafet Devleti döneminde, Abbasi Hilafet Devleti döneminde ve Osmanlı Hilafet Devleti döneminde hep İslam’ın hükümlerine ve adaletine göre yönetilmişti. Ancak Osmanlı Hilafet Devleti’nin son dönemlerine doğru Kıbrıs’la ilgili Halife 2. Abdulhamid döneminde Osmanlı Hilafet Devlet’i ile İngiltere arasında 1876’da şöyle bir antlaşma imzalanmıştı:

  1. Askeri ve siyası egemenlik Osmanlı Hilafeti’nde kalacak.

  2. İngilizler yıllık 92 bin altın lira kira bedeli ödeyecekler.

  3. İngilizler adada bulundukları sürece Osmanlı askeri komutanlarından birinin komutasında olacaklar.

  4. İngilizler ”İngilizlerin ellerinde” Rusya’nın Çanakkale’ye saldırıp Ak denize, sonra Kıbrıs’a ineceğine dair güvenilir bilgiler bulunduğunu, iddia ettikleri Rus tehlikesinin geçmesinden sonra çıkacaklar.

İşte Sultan Abdulhamid bu antlaşma ile Osmanlı Devleti’ni Rusya karşısında kuvvetlendirmeyi düşünüyordu ve Rusya tehlikesini Kıbrıs’tan bertaraf etmek için İngiltere’nin Rusya ile çekişeceğini umuyordu. Ancak hain İngiltere, Sultan Abdulhamid’e karşı 1908 senesinde İttihatçılar vasıtası ile bir komplo kurarak onu yönetimden uzaklaştırdılar. Sonra 1914 yılında kâfir devletler tarafından birinci dünya savaşı patlayınca ve Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa katılınca, İngiltere bu durumu bahane ederek Kıbrıs’la ilgili antlaşmayı bozduğunu ilan edip, Kıbrıs’ı ilhak ettiğini ilan etti. Sonra Temmuz 1923’te Lozan antlaşmasını İsmet İnönü İngilizler ile imzalayınca Osmanlı Devletinden ayrılan Ankara hükümeti, Kıbrıs üzerindeki İngiliz gaspını ve İngiltere’ye ilhak edilmesini resmen tanıdı. 

Lozan antlaşmasına göre Kıbrıs’taki Müslümanlar ya Türk ya da İngiliz vatandaşlığını kabul edecekler ve Türk vatandaşlığını kabul edenlerin Kıbrıs’tan çıkmaları gerektiği ifade ediliyordu. Ve bu Lozan anlaşmasının 21. maddesi şöyle idi: ”Kıbrıs Türkleri İngiliz vatandaşlığına girmiş olup Türk vatandaşlıklarını yetirmişlerdir. Bununla beraber bu antlaşmanın kabulünden itibaren iki sene içerisinde Türk vatandaşlığını tercih edebileceklerdir. Bu takdirde bu haklarını o tarihten itibaren on iki ay içinde Kıbrıs’ı terk etmeye mecburdurlar ”. İşte bundan sonra Kıbrıs’a Mart 1925 yılında bir İngiliz yönetici atandı ve sonra Kıbrıs’ın İngiliz Sömürge Tacına (Crown Colony) bağlı bir sömürge olduğu ilan edildi. İşte bu durum 1959 yılına kadar devam etti. Sonra Kıbrıs ”Bağımsız cumhuriyet” olarak ilan edildi. Ancak ikinci dünya savaşında İngiltere başarılı olamayınca ve Amerika dünya siyasetinde öne geçince, İngiltere’nin elindeki sömürgeleri kendi sömürgesi yapmak için çalıştı. Ve kâfir Amerika da stratejik olarak çok önemli bir kavşakta bulunan Kıbrıs’a gözünü dikti. Ve Amerikan destekli kilise, Rum halkı için 15.01.1950’de bir referandum düzenledi ve sonuçta oyların %96’sının Enosis’in (Yunanistan’a ilhak) lehine çıktığı görüldü. İşte bundan sonra Yunanistan Kıbrıs’ı istemeye başladı. Böylece Kıbrıs üzerindeki İngiltere ve Amerika çekişmeleri ikinci dünya savaşından sonra başlamıştır ve hala devam etmektedir. 

İngiltere’nin Kıbrıs üzerinde (Güney Kıbrıs’ın Akrotırı ve Dikilya bölgesinde) yaklaşık 256 km karelik bir alanı kapsayan iki büyük askeri üssü vardır. Ayrıca İngiltere, 5-11 Kasım 1959 da hem Türkiye’ye hem de Yunanistan’a veto hakkı tanıyan 27 maddelik Bağımsızlık antlaşması (Zürih anlaşması) ile Kıbrıs’ı Cumhuriyete dönüştürdü ve şeklen bağımsızlığını verdi. Sonra 20 Ocak 1960 tarihinde Kıbrıs’ı “Common Wealth’ e ”(İngiliz Milletler Topluluğu’na) üye yaparak egemenliğini devam ettirmektedir. 

Amerika ise 5 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta askeri bir darbe yaptırınca, İngiltere hemen Türkiye’yi harekete geçirdi ve Türkiye 24 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a askeri bir harekât gerçekleştirdi. Sonra 15.11.1983 Kıbrıs Türk kesiminin yöneticisi Rauf Denktaş Türkiye deki (12 Eylül 1980) askeri otoritenin desteğini alarak Kuzey Kıbrıs’ta bir Türk devleti (Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti) kurulduğunu ilan etti. Böylece Müslümanların beldesi Kıbrıs’ta, sömürgeci kâfir olan Amerika’nın ve sömürgeci kâfir olan İngiltere’nin çekişmeleri devam ede geldi. Amerika, İngiltere’yi Kıbrıs’tan kovmak ve kendi hegemonyasını yerleştirmek istiyor. Ancak Amerika bunda hala başarılı olamadı, 18 Nisan 2010’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini de İngiliz taraftarı olanlara kaptırdı.

Kıbrıs için sahih çözüm ise, Kıbrıs’ın tamamının Türkiye’ye ilhak edilmelidir. Zaten Kıbrıs birinci dünya savaşına kadar Osmanlı Hilafet Devleti’nin bir beldesi idi. Ve bu hali ile işgal edilmiş bir İslam beldesi olarak gözükmektedir. Oradaki otorite tamamen Müslümanların elinde olmalıdır. İngiltere’nin üsleri yok edilmeli ve Kıbrıs’tan çıkarılmalıdır. Ve aynı zamanda başka bir şerir plan olan Amerika’nın planları asla uygulanmamalıdır. Keza İngiltere’nin planları da asla uygulanmamalıdır. Kıbrıs’ta ikame eden Rumlar ise onlar aslen zımmi sayılırlar. Ve onlar gayri Müslim oldukları için Müslümanların beldelerinde asla yönetici olamazlar. Böyle bir hakları yoktur. Çünkü Allah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

فَاللّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً

 ”Ve Allah, Kâfirler için Mü’minlerin üzerinde ebediyen yol (otorite) oluşturmayacaktır” (en-Nisa 141)

وَلاَ يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُواْ إِنَّهُمْ لاَ يُعْجِزُونَ وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدْوَّ اللّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمُ اللّهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لاَ تُظْلَمُونَ

”Ve kâfirler öne geçtiklerini sanmasılar. Şüphesiz onlar (İslam’a iman edenlere sahip çıkan Allah’ı) aciz bırakamazlar. Ve siz onlara karşı takatinize (gücünüze) göre kuvvet (silahlanmak) ve ribat (cihad) atları hazırlayın. Siz onunla Allah’ın düşmanlarını (kâfileri) kendi düşmanlarınızı ve sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildi ğı diğer düşmanları (Münafıkları) kokutursunuz. Ve siz Allah yolunda (cihad için) ne infak ederseniz o size tam ödenir ve siz haksızlığa uğratılmazsınız” (el-Enfal 59-60) 

Ve eğer gösterilmiş olan bu sahih çözüm şimdi uygulanmaz ise, ileride Allah’ın izni ile mutlaka uygulanacaktır. Çünkü Raşidi Hilafet Devleti Allah’ın izni ve İslam Ümmeti’nin sadık gayreti ile yeniden kurulunca işgal altında ki Kıbrıs yeniden fetih edilecektir. İnşaAllah. 



Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz