Hizb-ut Tahrir
Ukrayna’nın 07.10.2013 tarihinde düzenlemiş olduğu “Sovyet Sonrası Dönemde Orta Asya’da Hizb-ut Tahrir ve Davet, Zorluklar
ve Gerçekler” başlıklı konferansa Köklü Değişim Dış Basın Görevlisi olarak Kırım’ın
başkenti Simferopol (Akmescit)’de idik. Bu yazımda sizlere konferansla ilgili
izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
Kırım 300 yıl boyunca
Osmanlı hâkimiyetinde kalmış kadim bir İslam coğrafyası. Bölgede Kırım
Tatarları diye bilinen köken olarak Türk Müslümanlar yaşıyor. Kırım
Müslümanları 1783 yılında Rusya’nın Osmanlı Hilafeti’nden Kırım’ı ilhak
etmesiyle sıkıntılı bir sürece adım atmışlar. O tarihten sonra Kırım’da zulüm
bitmemiş. Kırım Müslümanları Rusya’nın bölgeyi Slavlaştırma, gayriİslamileştirme
politikalarına maruz kalmış. Bunlardan en önemlisi ise, 18 Mayıs 1944’te
yaşanan büyük sürgün. Sovyet lider Lenin bir gecede 200 bin Kırımlı Müslümanı
trenlerle Sibirya’ya sürmüş ve bu insanların yarısı yolda ve gittikleri yerde
ölmüşler. Çok az bir kısmı yıllar sonra geri döndüğünde ise kendilerinden arta
kalan evlerde Rusları bulmuşlar. Sovyet yönetimi Müslümanları bölgeden sürdüğü
gibi yerlerine de Rusları yerleştirmiş. Bugün hâlâ bu problem Kırım’da mevcut…
Bölgenin bugüne dair bir
resmini verecek olursak Kırım özerk bir cumhuriyet olarak Ukrayna’ya bağlı.
Kendine ait Kırım Millî Meclisi ve parlamentosu mevcut. Ukrayna’nın nüfusu 42 milyon,
Kırım nüfusu 2,5 milyon ve bu 2,5 milyonun yaklaşık 500 bini Kırım Tatarı
Müslüman. Kırım’ın başkenti eski adıyla Akmescit bugünkü adıyla Simferopol.
Hizb-ut Tahrir, Ukrayna’da konferans için bu şehri seçmiş.
Ukrayna Türk
vatandaşları için 30 güne kadar vize uygulamıyor. Pazar günü biletimizi alıp
Simferopol’e doğru uçağımıza bindiğimizde havaalanında bizi bekleyen sürprizden
habersizdik. Havaalanına indiğimizde benim dışımda Türkiye’den katılan
misafirler polis tarafından sorguya çekildiler. Ukrayna’ya neden geldiniz gibi
sorulara muhatap oldular. Edindiğimiz intiba emniyet birimlerinin konferansla
alakalı her hususu yakından takip ettikleri idi. Ukrayna Yanukoviç hükûmeti ile
beraber Rusya’dan uzaklaşıp Avrupa Birliği’ne yaklaşma eğiliminde. Bu husus
Ukrayna içerisindeki Müslümanlar ve İslami hareketlere yaklaşımında önem arz
ediyor.
Hizb-ut Tahrir Ukrayna,
konferans için şehrin en büyük salonunu, Lenin Meydanı’ndaki Ukrayna
Tiyatrosu’nu kiralamış. Sovyet döneminde rejim halkın bir araya gelmesinden pek
hazzetmediğinden şehirde büyük toplantı salonları yok. Konferans öncesinde
yetkililere neden gün olarak Pazartesi gününü seçtiklerini, bunun katılımı
düşüren bir husus olup olmadığını sorduğumuzda bizi şaşırtan aynı zamanda
hoşumuza giden bir cevap alıyoruz: “Bizim
fikirlerimiz değerli, bizi dinlemek isteyenler gelsinler. Hafta sonu boş
vakitlerini değerlendirmek isteyenler değil.” Bu konferansın hemen bir gün
öncesinde Hizb-ut Tahrir Ukrayna bayanlar kısmının düzenlediği konferans iptal
edildiğinden yetkililer bu konferansın da iptal edilebileceğine dair
tahminlerinin olduğunu, olası bir iptal durumunda kendilerinin salonun önündeki
meydan bir miting tertip edeceklerini fakat güvenlik gerekçesi ile misafirleri
otele götüreceklerini söylediler. Biz mitinge de katılmak istediğimizi beyan
etsek de ev sahibinin bu takdirine tamam dedik.
Pazartesi günü meydana
vardığımızda salonun girişinin emniyet güçlerince kapatıldığını, salona
girişlere izin verilmediğini gördük. Alanda çok sayıda emniyet kuvveti, medya
mensubu yerini almış vaziyetteydi. Yetkililer miting için meydanda hazırlık
yaparken bizi de otele götürdüler. Biz otelde bir taraftan bu üzücü hadiseyi
Köklü Değişim okurlarına haber olarak geçtik bir taraftan da mitingi canlı
olarak seyrettik. Eski Sovyet coğrafyasında, komünizmin on yıllarca hüküm
sürdüğü topraklarda, Müslümanların çok kalabalık bir grupla, Tevhid
bayraklarıyla meydan okuyuşunu seyretmek tarifi imkânsız hisler doğurdu bizde.
Konferanstan sonra yine
salonda Hizb-ut Tahrir Ukrayna tarafından basın bilgilendirme forumu
düzenlenecekti. Salona giriş emniyet yetkililerince engellenince Hizb-ut Tahrir
Ukrayna yetkilileri basın bilgilendirme forumu için Kırım Haber Ajansı Basın
Merkezi’ni seçti. Biz de forum için öğleden sonra salondaki yerimizi aldık.
Foruma birçok gazeteci, basın mensubu, insan hakları örgütleri iştirak ettiler.
Forum, Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Başkanı Osman Bahaş ve HT Ukrayna
Medya Temsilcisi Fazıl Amzayev’in sunumlarıyla başladı.
Osman Bahaş Ukrayna
emniyet birimlerinin 1953’ten beri fikrî ve siyasi mücadele eden Hizb-ut
Tahrir’in düzenlemiş oluğu konferansı iptal etmesinin kendilerini çok
şaşırttığını ifade etti. Rusya’yı Orta Asya’da ve eski Sovyet coğrafyasında
Hizb-ut Tahrir ve üyelerine yönelik baskılarıyla bir Amerikan icadı olan
“teröre karşı savaş” kavramının peşinden gitmekle suçladı. Daha sonra forum
medya mensuplarının hem Osman Bahaş hem HT Ukrayna, Türkiye, İngiltere ve
Hollanda medya temsilcilerine sordukları sorularla devam etti. Sorulan
sorulardan bazıları şunlar oldu:
Hizb-ut Tahrir Ukrayna ve Avrupa’da Hilafet’i kurmak
istemiyorsa bu bölgelerdeki çalışması nedir?
Hizb-ut Tahrir anti semitik eğilimlere sahip midir?
Hizb-ut Tahrir’in mali kaynakları nelerdir?
Hilafet Devleti kurulduğunda Hizb-ut Tahrir’in gayrimüslimlerle
ilişkisi ne olacak?
Hizb-ut Tahrir’in merkezi İngiltere’de olduğuna dair haberler
yapılıyor, bunun doğruluğu nedir?
Hizb-ut Tahrir Türkiye’de çalışıyor mu? Ukrayna’daki Türk
Diyaneti yetkilileri Türkiye’de Hizb-ut Tahrir’in olmadığını söylüyorlar bu
doğru mu?
Sorulara verilen
yanıtlarla forum sona erdi. Ertesi gün (Salı günü) yine insan hakları örgütleri
ve medya temsilcilerinin katılımıyla yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.
Yuvarlak masa toplantısına Türkiye’den İmkân Der Genel Başkanı Murat Özer de
iştirak etti. Katılımcılardan biri de Vitaly Ryadinskiy idi. Vitaly Ryadinskiy
2000 yılında Müslüman olmuş bir Rus. 2003 yılında Hizb-ut Tahrir ile İslam
davetini taşımaya başlamış ve 2004 yılında tutuklanıp cezaevine girmiş. Tam 7
yıl cezaevinde kalmış. Toplantıda insan hakları örgütlerine ve medya
mensuplarına işkencelerle dolu 7 yıllık cezaevi sürecini anlattı. Son olarak
şunu ekledi: “Bu hikâyemi bana acımanız
ve aziz olarak adlandırmanız için anlatmıyorum. Bütün bunları Rusya’da
Müslümanlara neler yaşandığına dair canlı bir örnek olması için anlattım.
Üstelik benim hikâyem diğer Müslümanlarla kıyaslandığında çok da trajik
sayılmaz.”
Konferanstan sonra
kendisi ile selamlaşma, hasbihâl etme şansımız oldu. Bu vesile ile Türkiye’deki
Müslüman kardeşlerine selamını iletmiş olalım.
Salı günü akşamüstü
Simferopol’e 20 kilometre mesafede Bahçesaray’da, oradaki kardeşlerin organize
ettiği bir toplantıya katıldık. Yedisinden yetmişine yaklaşık 200 davet
taşıyıcısı Müslümanla bir araya geldik. Hayatım boyunca unutmayacağım anlardan
biri de bu toplantı oldu. Müslümanların Kırım’da İslam için, Hilafet için
yediden yetmişe el birliği etmiş olmaları gerçekten Müslümanların uyanışının
boyutları adına büyük anlam taşıyor.
Son olarak diyebiliriz
ki Hizb-ut Tahrir Kırım’da Müslümanlar arasında en büyük ve en etkili tek
İslami hareket. Bu yönüyle Ukrayna emniyet birimlerinin engellemelerine maruz
kalıyor. Yine milliyetçi bir zihniyete sahip Kırım Millî Meclisi de Hizb-ut
Tahrir’in Kırım Müslümanları arasında yaygınlaşmasından endişeli hatta bu
hususta Türkiye ile ortak projeler yürütüyor. Bunun en önemli ayağı ise
camilerde imamlık yapan Hizb-ut Tahrirli gençlerin yerine Türkiye’den Diyanet
İşleri Başkanlığı aracılığı ile imamlar transfer etmek olmuş. Ama ne Ukrayna
emniyet birimlerinin engelleme girişimleri ne Kırım Millî Meclisi’nin projeleri
Hizb-ut Tahrir gençlerini Kırım’da yavaşlatabilir. Kırım’da gençler
organizasyon yetenekleri, hızları ve özgüvenleri takdire şayanlar.
Allah Subhanehu ve Teala
Kırımlı Müslümanları ve bizleri Tevhid sancağı altında birleştirsin.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış