Türkiye
Cumhuriyeti 1946’da çok partili siyasi hayata geçtiğinden itibaren geçici seçim
hükümeti ile birlikte toplam 63 hükümet kurdu. YSK’nın 1 Kasım’da yapılmasını
karar aldığı erken seçimler. Türkiye’nin 64. hükümetini kuracak parti veya
partilerin milletvekillerini belirleyecek.
Türkiye 1 Kasım seçimleri ile beraber 20. kez yapacağı genel seçimlerine
hazırlanıyor. Aslında genel seçimler anayasanın 77. maddesi gereği, olağan
olarak Haziran 2019'da yapılması gerekmekteydi. Fakat 7 Haziran 2015’te yapılan
genel seçimlere katılan partiler arasında tek bir parti hükümet kuracak sayıda
milletvekili çıkaramadı. Ayrıca meclise giren partilerin uzlaşamaması ve
güvenoyu alabilecek bir hükümetin de kurulamaması sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep
Tayip Erdoğan’da “erken seçim” kararı aldı.
Türkiye
erken seçime giderken siz değerli okurlarımıza Türkiye'deki seçim sistemi
hakkında bilgi vermek istedim. Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanmış seçim
sistemleri nelerdi, bugünün Türkiye’sinin seçim sistemi nasıl işliyor, milletvekili
sayıları nasıl belirlenir, barajı aşamayan partilerin oyları nasıl dağıtılır,
milletvekili adaylık süreci vb. seçim şekli ve üslubu hususunda birçok konuyu
açıklamaya çalışacağım.
1- Cumhuriyet Tarihi boyunca
Uygulanmış Seçim Sistemleri
Osmanlı
Devleti’nin 1876’da Kanun-i Esasi’nin kabulünden sonra ve Cumhuriyet yönetiminde
1943 yılına kadar yapılmış olan seçimlerde iki dereceli seçim
sistemi uygulanmıştır. Bu sistemde, kendisine ön-ilk seçmen (seçici heyet)
denilen seçmenler seçilmekteydi. Sonrası seçilen heyet, ikinci bir seçim yaparak vekilliğe adayları
seçmekteydi. Milletvekilleri bu ikinci seçmenlerin oluşturduğu heyet tarafından
seçilmekteydi. Bu secim sistemi milli şef döneminin son demlerine kadar
denendi. 1946 yılından sonra Türkiye çok partili siteme geçiş yapmasıyla yeni
bir secim sistemi ile tanıştı.
Türkiye’nin
çok partili sisteme geçişiyle birlikte ilk yapılan seçime hile yapıldığı
iddiaları karışmıştır. Bu sebeple 1946 seçimleri Türkiye’nin siyasi tarihine
şaibeli seçim olarak geçmiştir. 1946 seçimlerinde liste usulü basit çoğunluk
sistemi uygulandı. Bu seçimlerde partilere değil, adaylara oy verilirdi.
Basit çoğunluk sistemine göre 1946 seçim sonuçları meclise girecek 465
milletvekillinin partilere göre dağılımı şu şekilde oluşmasına katkı sağlamıştır. 397 milletvekili CHP, 61 milletvekili DP ve 7
bağımsız milletvekili şaibeli de olsa meclise girmeye hak kazanmış oldu. 1946
yılında yaşanılan şaibe vakasının tekrarlanmaması için 16.02.1950 tarihinde
5545 sayılı Milletvekilleri Seçim Kanunu düzenlenmiştir.[i] İllerde
ve ilçelerde Seçim Kurulları oluşturulmuş, ayrıca Ankara'da görev yapmak üzere
Yüksek Seçim Kurulu kurulmuştur. Demokrat Parti 1946'da mağlup çıktığı
seçimlerden sonra yeni seçim kanunu ve çoğunluk secim sisteminin avantajı kullanarak
1950 Mayıs ayında yapılan seçimlerde 27 yıllık tek parti dönemini sona erdirmiştir.
Çoğunluk sistemi: Bu sistemde tek turda yapılan seçimlerde bir seçim çevresinden milletvekili seçilmek
için geçerli oyların en çoğunu almak yeterli olmaktadır. Salt veya üçte iki
çoğunluk gibi bir çıta oluşturmaz. Adayın oy oranı ne olursa olsun geçerli
oyların en çoğunu alan aday, seçilmiş sayılır. İngiliz menşei taşıyan liste
usulü basit çoğunluk sistemi “First past
the post” “Çizgiyi ilk geçen(en çok oy alan) sandalyeyi kazanır.” deyişiyle
tanımlanmaktadır. Seçmenlerin bir defa oy kullanması yeterli olduğu, tek turda
tamamlandığı için “Tek turlu çoğunluk sistemi.” olarak da adlandırılır. Çoğunluk
sistemi Türkiye’de dört seçimde 1946, 1950, 1954 ve 1957 uygulanmıştır. Bu
sistemde seçmene bir aday listesi sunulur seçmen de bu aday listesinden vekil
görmek istediklerini seçtiği için liste usulü çoğunluk sistemi olarak
adlandırılmaktadır. Seçim çevresi geniş olduğunda geniş bölgeli, seçim çevresi
dar olduğunda dar bölgeli seçim sistemleri olarak da bilinmektedir.
Çoğunluk
sistemi yönetimde birinci partiye avantaj sağladığı için iktidarda olan
partinin hükümette kalma istikrarını koruma özelliği öne çıkmaktadır. İktidar
partisinin tek başına meclis çoğunluğunu sağlayabilmesini ve tek parti
çoğunluğuna dayalı hükümetlerin kurulmasını kolaylaştırabilir. Fakat toplumun
her kesiminden kitlelerin temsilinin önünü kapadığı için sakıncalı
görülmektedir. Toplumdaki farkı görüşlerin meclise yansımasını engellediğinden
küçük partilerin kabul görmediği bir sistemdir.
Çoğunluk
sisteminin Türkiye’nin 60’lı yıllarına girerken demokratikleşme sürecini
aksattığı fark edilmiş, farklı görüşlerin rejime entegre edilemiyor olması,
meclis filtresinin farklı görüşteki partileri temsil etmemesi, rejim için uzun
vadede sıkıntı oluşturacağı öngörüldüğünden yeni seçim sistemi arayışına gidilmesine
büyük etken olmuştur.1950-1960’lı yıllar arası seçim sistemi hususunda yoğun
tartışmalar yaşayan Türkiye. Bu tartışmalarda çok partili sistemde
yürümek zorunda bırakılan 60’ların Türkiye’sinde nispî temsil
sisteminin kabulü öne çıkmıştır. Secim sistemi tartışmaları 1960’dan sonra çoğunluk
sisteminden vazgeçilip Nispî Temsil Sistemi’nin kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır. Artık uzun yıllar Türkiye’nin secim
sistemi nispi temsil sisteminin farklı biçimlerinin uygulamalarıyla
belirlenecektir.
Nispî Temsil Sistemi: Türkiye’de
1960 sonrasında yapılan bütün seçimlerde nispî temsil sistemi değişik
biçimlerde uygulanmıştır. Nispî temsil sistemi siyasi partilerin, toplumda
oluşturdukları halkçı örgütlenme sonucu aldıkları oyların mecliste temsiline
olanak sağlamaktadır. Bu özelliği ile çoğunluk sisteminin aksine temsilde
adalet niteliği öne çıkmaktadır. 1960’dan sonra uygulanan nispî seçim sistemi
ile küçük partilerin TBMM’ye girmeye hak kazanmasıyla siyasi parti sayısının
arttığı gözlenmiştir. Nispî temsil sisteminin handikabı ise oyların çok sayıda
parti arasında dağılmasını sağladığı için koalisyon hükümetlerinin ortaya
çıkmasına sebep olmuştur. Bu sayede mecliste istikrarını koruyacak iktidar
partilerinin işi daha da zorlaştırıldı.
Fakat demokrasinin topluma sirayet etmesinde meclise değişik görüşlü
partilerin çıkmasını sağlayarak bütün toplumsal grupların laik sisteme entegre
edilmesini sağlamıştır.
Hâlihazırda
Türkiye’nin milletvekili seçim kanununun 2. maddesinde seçimlerin nispî temsil
sistemine göre, genel, eşit ve gizli oyla, bütün yurtta aynı günde yargı
yönetim ve denetimi altında yapılması[ii] yasayla
karara bağlanmıştır. Yine nispî temsil sisteminde siyasi partilerin ve bağımsızların
çıkaracakları milletvekili sayısının belirlenmesinde d’Hondt[iii] sistemine
göre hesaplanma biçimi seçim kanununda yer almıştır. 1961’de kabul edilen 306
sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nun 32. maddesi bu usulün uygulanma biçimini
tanımlamaktadır. “Siyasi partilerin ve bağımsız adayların elde ettikleri
milletvekilliği sayısı, aşağıdaki şekilde hesaplanır: Seçime katılmış olan
siyasi partilerin ve bağımsız adayların adları alt alta ve aldıkları muteber
(geçerli) oy sayıları da hizalarına yazılır. Bu rakamlar önce bire, sonra
ikiye, sonra üçe… ilâ, o çevrenin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya
kadar bölünür. Elde edilen paylar, parti ayırımı yapılmaksızın en büyükten en
küçüğe doğru sıralanır. Milletvekillikleri, bu payların sahibi olan partilere
ve bağımsız adaylara, rakamların büyüklük sırasına göre tahsis olunur.”
Örnek[iv]: Bir
seçim çevresinde her partinin aldığı oy toplamı, sırasıyla 1’e, 2’ye, 3’e,
4’e... bölünür ve o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya
kadar bu işleme devam edilir. Elde edilen paylar, parti farkı gözetmeksizin,
büyükten küçüğe doğru sıralanır. milletvekillikleri bu sıralamaya göre partilere
tahsis edilir.
7
milletvekili çıkaracak bir seçim bölgesinde A Partisi 60.000, B
Partisi 25.000, C Partisi 14.000 oy alsın.
A partisine
1. olduğu için bir milletvekili verilir. A partisinin oyu 2'ye bölünür. A partisinin
oyu hala en çok olduğu için A partisinin oyu bu sefer 3'e
bölünür.(60000/3=20000) Bu işlemden sonra en çok oy B partisinde olduğu için
B'ye bir milletvekili verilir ve oyu 2'ye bölünür. (25000/2=12500) Kalan
sayılar arasında en büyük A olduğu için bir milletvekili daha verilir ve A'nın
oyu bu defa 4'e bölünür. (60000/4=15000) Ortaya çıkan sayılar arasında en büyük
oy yine A'nın oyu olduğundan yine bir milletvekili verilir ve bu kez de oyları
5'e bölünür (60000/5=12000). Bu işlemden sonra en büyük oy C'ye aittir ve C'nin
hanesine 1 milletvekili eklenir; C'nin oyları 2'ye bölünür (14000/2=7000). Bu
7. ve son işlem sonucunda en büyük sayı B'ye ait olduğu için son
milletvekilliğini B partisi alır. Sonuç olarak; bu bölgeden A partisi 4, B partisi
2, C partisi de 1 milletvekili çıkarır.
Özetle
Türkiye’de uygulanan seçim sistemlerinin seçimleri doğrudan etkilediğini
söyleyebiliriz. Türkiye’de farklı görüşlerin temsil ya da iktidarın istikrarını
sağlamada kullanılan nispî seçim sistemi farklı nitelikleri kullanılarak yedi
ayrı şekilde uygulanmıştır. Topraklarımız sömürgeci kâfirlerin birçok hususta yönetim,
iktisat, askerî, siyaset, toplumsal yaşam vs. alanlarda laboratuvara dönüştüğü
gibi seçim sistemi konusunda da adeta bir kobay olarak kullanılmıştır. TESAV’in
hazırlamış olduğu 1950’den günümüze kadar uygulanmış olan seçim sistemleri ve
uygulandıkları seçimleri tabloda gözükmektedir:
Barajsız d’Hondt Sistemi: Bir
seçim çevresinde seçime katılan partiler, herhangi bir sınırlamaya tabi
olmaksızın, milletvekili hesabına dahil edilmektedir. Temsilde adaleti öne
çıkarma açısından Millî Bakiye sisteminden sonra gelmektedir.
Çevre Barajlı d’Hondt Sistemi: Çevre
barajının altında kalan partilere milletvekili tahsis edilmemekte,
milletvekillikleri çevre barajını aşan partiler arasında bölüşülmektedir. Bu
uygulama küçük partilerin aleyhine işlemektedir.
Çifte Barajlı d’Hondt Sistemi: Bu
sistemde hem çevre hem de ülke barajı uygulanmaktadır. Ülke barajı % 10 olarak
belirlenmiştir. Yani ülke çapında kullanılan geçerli oyların % 10’undan az oy
alan siyasİ partiler milletvekili çıkaramamaktadır. Ülkemizde dünyanın en
yüksek seçim barajı uygulanmaktadır. Bizden sonraki sırayı ise % 7 oranındaki
ülke barajıyla Rusya almaktadır. Çifte Barajlı d'Hondt Sistemi olarak
adlandırılmakta olan bu uygulamaya göre siyasİ parti adaylarının Meclise
girebilmeleri için, o partinin öncelikle ülke düzeyindeki oy oranının % 10'unu
geçmesi gerekmektedir. Ülke barajını geçen partilerin adaylarının, yukarıda
belirtildiği gibi, ayrıca seçim çevrelerinde uygulanan Çevre Barajını geçmeleri
de şart koşulmuştur.
Çifte Barajlı d’Hondt + Kontenjan
Sistemi: 1986 yılında seçim kanununda yapılan değişiklikle, 6 ve daha fazla
milletvekili çıkaracak seçim çevrelerinde siyasi partilerin birer kontenjan
adayı göstermeleri usulü getirilmiştir. Bu seçim çevrelerinde en yüksek oyu
alan siyasi partinin kontenjan adayı milletvekili seçilmektedir. Nispî temsile
çoğunluk etkisini katmakta olan bu uygulama, büyük partilere avantaj sağlamaktadır.
Anavatan Partisi, 1987 seçimlerinde uygulanan bu sistemle % 36,3 oranındaki oyu
ile TBMM’de 64,9 oranında sandalyeye sahip olmuştur.
Ülke Barajlı d’Hondt Sistemi: Bu
sistemde yalnızca % 10 ülke barajı uygulanmaktadır. [TESAV Çok Partili Dönemde
Seçimler ve Seçim Sistemleri]
2- Milletvekili Sayısının Hesabı
ile Bağımsız Adayların Milletvekili Seçilmesi:
Milletvekili
seçim kanununun 136 nolu genelgesinde 10. maddede yurt düzeyinde geçerli oyların
%10’unu aştıkları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen ve ilân edilen siyasi
partilerin bir seçim çevresinde elde edecekleri milletvekili sayısı ile
bağımsız adayların seçilmesi aşağıdaki şekilde belirlenir.
a- Yurtdışı
oylardan yansıyanlar da dâhil olmak üzere bir seçim çevresinde kullanılan
geçerli oyların toplamı, o çevrenin çıkaracağı milletvekili sayısı.
b- Genel
barajı (%10) aşan siyasi partilerle o seçim çevresinde seçime giren bağımsız
adaylar, önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partiler, daha sonra
da alfabetik sıraya göre bağımsız adaylar olmak üzere alt alta yazılır; her
birinin karşısında aldıkları geçerli oyların sayısı belirtilir.
c- Siyasi
partilerin o seçim çevresinde aldıkları geçerli oylar önce bire, sonra ikiye...
seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür.
(d’Hondt hesabında verilen örnekteki gibi)
Bu
sonuçlar, siyasi parti ve bağımsız aday farkı gözetilmeksizin büyüklük sırasına
göre yazılır. Seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısı kadar, bu payların
sahibi olan partilere ve bağımsız adaylara, rakamların büyüklük sırasına göre
milletvekillikleri tahsis edilir. Siyasi partilerin ve bağımsız adayların
kazandığı milletvekili sayısı, milletvekili seçilenlerin adları da yazılır.
Son kalan
milletvekilliği için birbirine eşit rakamlar bulunduğu takdirde bunlar arasında
ilân edilen gün ve saatte, kurul huzurunda il seçim kurulu başkanınca ad
çekilmek suretiyle tahsis yapılır.[1]
3- Milletvekilliği Adaylık Süreci[2]
Seçim
kanununun 10. maddesi gereği yirmi beş yaşını dolduran her Türk vatandaşı
milletvekili adayı olabilir. Seçimleri kazandığı takdirde vekil olarak vazife
yapabilir. Aşağıda yazılı olanlar milletvekili seçilemezler:
a- İlkokul
mezunu olmayanlar,
b- Kısıtlılar,
c- Yükümlü
olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,
d- Kamu
hizmetinden yasaklılar,
e- Taksirli
suçlar hariç, toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun
ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar,
f- Affa
uğramış olsalar bile;
Sonuç
olarak İslam ümmetinin siyasal hayatına demokrasinin nüfus etmesi ile beraber
yapılan seçimlerde her uygulanan seçim sistemi, Müslümanlar için ne refahı ne
huzuru ne istikrarı ne de adil bir temsili sağlayabilmiştir. Müslümanların
yöneticilerini ve temsilcilerini İslam esasları doğrultusunda tercih edememesi
ümmetin siyasi varlığının parçalanmasına/anlaşılmamasına sebep olmuş/olmaktadır.
1876’da Kanun-i Esasi’nin kabulünden sonra (1877) kurulan iki meclisten
(Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Âyan) ve bu zamana kadar kurulan meclislerde
toplumun temsilcilerinin ve yöneticisinin seçilmesi için kullanılan demokrasi
menşei taşıyan seçim sistemleri, Müslümanların maslahatını koruyacak devlet
yönetimini tesis edememektedir. İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanların
yönetici ve temsilcileri İslam hadaratının esas alındığı seçim sistemiyle ancak
istikrarlı yönetim ve adil bir temsiliyet niteliklerini tekrar kazanacaklardır.
Şer’i hükümlere göre yaptıkları tercihlerinin sonucu refah ve huzurun tesis
edileceği raşid bir yönetim nizamına kavuşacaklarıdır.
Not:
- Cumhurbaşkanı
seçimleri beş yılda bir yapılır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı
seçilebilir.
- TBMM
seçimleri dört yılda bir yapılır ve dört yılın dolmasından önceki son
Pazar günü oy verilir.
- Mahalli
İdareler seçimleri beş yılda bir yapılır ve o yılın mart ayının son pazar
günü oy verme günüdür.
[1]
Resmi gazete20150403 tarihli:
1. Zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı suçlar ile
istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale
ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet ırlarını açığa vurma suçlarından
biriyle mahkûm olanlar, 1. (Değişik: 4778 - 2.1.2003 / m.15) Basit ve nitelikli
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye
kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak
kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara
fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm
olanlar,
2. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının, birinci babında yazılı suçlardan
veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar,
3. Türk Ceza Kanununun 312’nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı
sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa,
açıkça tahrik etme suçlarından mahkûm olanlar, 3. (Değişik: 4778 - 2.1.2003 /
m.15) Terör eylemlerinden mahkûm olanlar,
4. Türk Ceza Kanununun 536’ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü
fıkralarında yazılı eylemlerle aynı Kanunun 537. maddesinin birinci, ikinci,
üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasî ve ideolojik
amaçlarla işlemekten mahkûm olanlar.
[2] 5
nolu notta geçenler.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış