SÜT BANKASI PROJESİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Hakkı Eren

Çocukluğumuzda hemen hemen hepimize ezberletilen ve genellikle soru-cevap şeklinde öğretilen dini bilgilerin arasında; bizi kimin yarattığı, kimin ümmeti olduğumuz, kitabımızın ne olduğu, dinimizin ne olduğu, İslam’ın kaç şartı olduğu, Rasulullah’ın doğduğu yer, annesinin adı, babasını adı ve sütannesinin adı da yer alırdı. Yani Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sütannesinin ismi de bütün çocuklara öğretilirdi. Zira dinimiz sütanneliğine değer vermiş, belli konularda onu öz anne ile aynı derecede kabul etmiştir.

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالاَتُكُمْ وَبَنَاتُ الأَخِ وَبَنَاتُ الأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللاَّتِي أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُم مِّنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ اللاَّتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ اللاَّتِي دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُواْ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلاَئِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلاَبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُواْ بَيْنَ الأُخْتَيْنِ إَلاَّ مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Sizlere anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerin kızları, kız kardeşlerin kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdeğe) girdiğiniz kadınlarınızdan olup koruyuculuğunuz altında bulunan üvey kızlarınız -onlarla gerdeğe girmemişseniz, size bir sakınca yoktur-, sizin sülbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir araya getirdiğiniz (evlilik) haram kılındı. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nisa 23)

İslam’a göre akrabalık ilişkileri üç şekilde oluşur. Doğuştan kan bağı ile gelen akrabalık, evlilik sebebiyle doğan akrabalık ve süt emme nedeniyle oluşan akrabalıktır. Lügatte Rıdâ yani emzirme; meme emme manasındadır. Istılahta ise bir kadının sütünün, vakti mahsusunda bir çocuğun midesine gitmesi demektir. Yukarıdaki ayetten de anlaşılacağı üzere süt emme, nikâha mânidir.

İslâm'dan önce de uygulandığı gibi, çocuğu sütanneye vermek caizdir. Daha önce de uygulanan bu geleneği İslâm uygun bularak kabul etmiştir. Mesela çocuğun annesi ölürse veya çocuğunu emzirmesine mâni olan bir hastalık oluşursa, çocuğu sütanneye vermek zorunlu olur. Bu, çocuğun sağlıklı bir şekilde yaşamasını sağlamak içindir. Bu konuda Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ أُخْرَى

“Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.” (Talak 6)

وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُواْ أَوْلاَدَكُمْ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّا آتَيْتُم بِالْمَعْرُوفِ

“Çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuzu iyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur.” (Bakara 233)

Emzirme anne için bir haktır ve anne çocuğunu emzirip emzir­meme hususunda muhayyerdir. Anne, çocuğunu emzirmek isterse, baba veya bir başkası onu bu hakkından alıkoyamaz. Fakat anne çocuğunu emzirmek istemezse, baba, çocuğunu emzirecek bir sütanne bulur. Anne, çocuğunu emzirmesi için zorlana­maz. Ancak çocuğu emzirecek bir sütanne bulunamazsa, zaruret nede­niyle çocuğunu emzirmek annenin üzerine vacip olur.

Bir kadın, yabancı bir çocuğu emzirdiğinde çocuk kadının oğlu gibi olur. Kadının kocası da çocuğun babası gibi olur ve bu akrabalık üzerine şu hükümler intibak eder:

1- Bir çocuğu emziren kadınla o çocuğun evlenmesi haramdır. Çocuğun başka bir kadınla evlenmesi halinde, karısının akrabalarından kimler kendisine haram olursa, sütannenin de onlar gibi yakın olan ak­rabaları kendisine haram olur. Bu bakımdan, sütannenin kızı ve kız kardeşi, süt çocuğa haram olur. Çünkü biri teyzesi, biri de kız kardeşi hükmündedir. Sütannenin çocuklarının çocukları ve torunları da böyle­dir. Çünkü bunlar kardeşlerinin kızları ve torunları hükmündedir. Sütan­nenin annesiyle evlenmek de haram olur. Zira buda ninesi hükmündedir. Bunların tümü, süt çocuğa haramdır. Çünkü bunlar onun sütannesi ve sütbabasının nesebindendirler. Ayrıca bir kadından süt emen çocuğa haram olan kişiler arasında şunlarda vardır. Sütba­banın kız kardeşi, zira halası hükmündedir. Sütbabanın kızı, isterse başka bir kadından olsun. Çünkü o da kız kardeşi hükmündedir. Sütbabanın çocuklarının kızları da ona haram olur; zira bunlar erkek ve kız kardeşin kızları hükmündedir. Sütbabanın annesi de ninesi hükmünde olduğundan onunla da evlenmesi haramdır.

2- Sütannenin ve onun yakınlarının da süt çocukla evlenmeleri ha­ramdır. Bu kişilerin, süt çocuğun çocuklarıyla da evlenmeleri haramdır. Sütannenin anneliği, neseb anneliği gibi olduğundan onun nesebinden olan herkes süt çocuğa haramdır. Süt çocuğun nesebinden gelenler için de hüküm böyledir.

3- Sütannenin, süt çocuğun babası, amcası ve kardeşleri ile evlen­mesi caizdir. Çünkü onlar sütannenin nesebinden uzak yabancılar hük­mündedir.

Emzirme nedeniyle oluşan bu haremliğin delili Kur'an ve Sünnet ile sabittir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

الرضاعة تحرم ما تحرم الولادة

Süt emme doğumun (öz kardeşliğin) haram kıldığı her şeyi haram kılar.” (Buhari ve Muslim)

İbn-i Abbas şöyle rivayet etmektedir: “Rasulullah’ın, Hamza'nın kızı ile evlenmesi istenildi de Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

 إنها ابنة أخي من الرضاعة وإنه يحرم من الرضاع ما يحرم من النسب

‘O bana helâl olmaz. Çünkü o benim sütkardeşimin kızıdır. Rahimden haram olan, sütten de haram olur’ buyurdu.(Nesai ve İbn Mace)

Sütanneliği ile alakalı dinimiz ortaya koyduğu hususları beyan ettikten sonra, şimdi de bu makaleyi kaleme almamıza vesile olan yeni Sağlık Bakanı Mehmet Müzezzinoğlu’nun “Süt Bankası” projesine değinelim. Daha doğrusu toplumdan gelen baskılar neticesinde şu an için soğutmaya alınan Süt Bankası projesine. Bir gazetecinin konu ile alakalı sorusuna cevap veren Sağlık Bakanı Müezzinoğlu: “Anne sütü bankası oluşturmak yönünde bir çalışma var. Yanılmıyorsam 8 Mart’ta İzmir’de açılışını yapacağız. Bir defa anne sütü çok önemli, anne sütünün yerini alabilecek dünyada bir ürün yok. Bebek için hele hele anne sütü bulamayan bebek için en iyi nimeti ona sunmamız lazım. Bu en iyi, en doğal en tabi nimeti sunabilmek adına inançlar gereği bazı sıkıntılar varsa, buradaki nedir kayıt sistemidir. Bugün parmağın ucunda milyonlarca işlemi yapabildiğin bir teknolojide, hangi anne sütü hangi bebeğe verildi, bu bebeğin künyesi nedir, sütünü aldığımız annenin künyesi nedir? Bütün bunları paralel bir şekilde yürütebiliriz. Dolayısıyla bu konuda duyarlılığı olan insanımızı da bu süt nüfus cüzdanını eline veririz. Dolayısıyla bunda bir sıkıntı olacak kanaatinde değilim. Kesinlikle kayıt olacak. Bankada bir kuruş farklı olabilir mi? Bir gram sütün muhatabı farklı olabilir mi? Banka cümlesi bir defa sistemin A’dan Z’ye kayıt sistemidir. Bir dernek sistemi değil, banka sistemi. Bu konuda bir sıkıntı olacağı kanaatinde değilim. Ama tabi ki bütün duyarlılıkları da önemsiyoruz.” demiş ve eleştirilere cevap vermişti. (www.zaman.com)

Prematüre doğan ya da ihtiyaç sahibi çocuklara, yeryüzündeki en sağlıklı besin olan anne sütünün verilmesi elbette ki faydalıdır. Lakin Müslümanları bu konuda düşündüren, meselenin özü değildir. Bu sistemin nasıl pratiğe dönüşeceği ve çok hassas bir şekilde hareket edilip edilemeyeceği meselesidir. Bu nedenle, sicili bu konuda hiç de iyi olmayan devletin böyle bir uygulamayı başlatması, çok ciddi endişeleri doğurmaktadır. Yazımızın başında ortaya koyduğumuz şeri hükümler gereğince, kendilerinden süt alınan anneler ile süt verilen bebekler arasında oluşacak akrabalık bağı konusunda hassasiyet gösterilmeyerek, sütlerin ve süt akrabalıklarının karışması sonucu dinin yasakladığı evliliklerin oluşabileceği endişesidir. Yoksa ihtiyaç duyulması halinde çocuklara annelerinden başka kadınların sütlerinin emzirme yoluyla verilmesinde bir sakınca olmadığı gibi, kadınlardan alınan sütlerin bekletilerek daha sonra ihtiyaç duyan bebeklere verilmesinde de bir sakınca yoktur.

Lakin toplumsal bir talebin olmadığı bir sırada ve adeta damdan düşer gibi karşımıza çıkan bu Süt Bankası projesi, bazı açılardan bizi düşündürmekte ve projeye olumsuz bakmamıza vesile olmaktadır. Bunları sıralamak gerekirse;

Projenin uzun yıllardır bizimle aynı değerlere sahip olmayan Batılı ülkelerde uygulamaya konulmuş olması, bizim de bu projeyi uygulamamız anlamına gelmemelidir. Bu konuda ciddi bir ihtiyaç hâsıl olduysa, o zaman daha farklı yöntemlere başvurulmalıdır. Zira İslam şüpheli olan şeylerden uzak durmamızı emreder.

İnsana ait tüm genetik materyali ekonomik bir kazanç vasıtası olarak gören küresel kapitalist sistemin, bu projenin de arkasında olduğuna dair ciddi kaygılar bulunmaktadır. Çünkü yıllardır karşılaşılan birçok vakıa, bu konudaki şüphelerimizin haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çocuk aşılarından, doğum kontrol yöntemlerine ve aniden ortaya çıkan virüslere kadar birçok hususta Müslümanlar, Batılı sömürgeci kâfirler tarafından sağlık ve bilim adı altında kandırılmıştır. Hele ki önceki Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın aldırdığı ve milyonlarca dolar ödediğimiz domuz gribi aşılarının bugün Sağlık Bakanlığı depolarında miadını doldurması beklenmekte iken.

İnsanlarımızın çağdaş fikri akımlar nedeniyle her geçen gün yozlaştığı, ebeveynlerin huzur evlerine terk edildiği, sıla-ı rahimin sadece SMS’lerle hatırlandığı, aynı apartmanda oturan insanların komşularını dahi tanımadığı günümüzde, birbirlerini hiç tanımayan yabancı insanlar arasında bu şekilde bir akrabalık bağı oluşturulması, İslam’ın haram kıldığı izdivaçların oluşmasına kolayca sebebiyet verebilir. Ayrıca bu konudaki hassasiyetleri gidermek adına Bakan Müezzinoğlu’nun ortaya koyduğu çözüm önerileri ise günümüz şartlarında çok mümkün gözükmemektedir.

Bakan Müezzinoğlu, her ne kadar bunun ciddi bir kayıt sistemi ile takip edileceğini, misal olarak dernek değil, banka sistemi gibi olacağını söylese de; Türkiye’de Kızılay’dan elde edilen kan yoluyla HIV virüsü buluşan kişileri unutmuş gibi gözüküyor. Bugünkü alt yapı ve mantalite ile bu konuda ciddi riskler bulunmaktadır. Ayrıca vakıa itibariyle uzun zamandır sütanneliğinin toplumda ciddi şekilde yer bulmaması, projeden istifade etmek isteyecek kişilerin bilgisizliği ile birleşince bu risk daha da artmaktadır.

Ayrıca çocuklarına her şeyin en iyisini ve en güzelini vermeye çalışan annelerin, süt bankasından alacağı sütün kime ait olduğunu bilme ve sütanne seçme imkânı yoktur. Sütanneliği hakkında tarihteki en eski bulgular Hammurabilere dayanmaktadır. Hammurabi yazıtlarında sütanneden bebeğe fiziksel, duygusal ve zihinsel özellikler geçebileceği, bu nedenle sütanne seçiminin çok dikkatli yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bazı bilim adamlarına göre bu husus çok önemli olduğundan sütannenin seçilmesi önem arz etmektedir.

Tüm bu nedenlerden ötürü, her ne kadar meselenin özüne yönelik bir itirazımız olmasa da projenin sağlıklı ve verimli bir şekilde uygulanacağı yönünde ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Onun için bugünün Türkiye’sinde Süt Bankası projesi pek hayırlı gözükmemektedir. Allah muhafaza, süt akrabaların arasında oluşması muhtemel bir evliliğin vebali bu projenin mimarlarının omuzlarında olacaktır.


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz