EN NEFRET EDİLEN HELAL: BOŞANMA

Eylül Okur

İnsanı en mükemmel şekilde kuşatan, içgüdülerini ve uzvi ihtiyaçlarını en uygun şekilde düzene koyan, insanın karşılaştığı tüm sorunlara ve zorluklara en isabetli çözümleri getiren bir şeriat... İşte İslâm budur! Yaratıcının kulları için razı olduğu ve kullarının Rablerini razı edeceği tek din... Nevi içgüdüsü ve insan nevini korumak, diğer içgüdüler gibi İslâm’ın mükemmel bir şekilde ele aldığı konulardan biridir. İslâm, bunun doyumu için şer’î bir yol belirlemiş ve bu amaçla eşler arasındaki özel ilişkiyi, sapasağlam bir bağ olarak evlilik ile düzenlemiştir. Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ أَفْضَى بَعْضُكُمْ إِلَى بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا

“Vaktiyle siz birbirinizle haşir-neşir olduğunuz ve onlar (nikâhlanırken) sizden sağlam bir teminat almış olduğu hâlde onu nasıl geri alırsınız!”[1]

Allah’a iman eden herkesin uyması gereken bu bağ, nevi içgüdüsünü doyuran çözümlerden biridir. Bunun için İslâm, iyi bir eş seçimi yapmayı ve temiz insanların, temiz insanlar için olmasını vacip kılmıştır ki, bu birliktelik yaşamları boyunca hep güçlü ve sağlam kalsın:

  وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ

“Temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır.”[2]

Ancak… İnsanlar eş seçiminde hata edebilir. Karakterleri ve çıkarlarındaki farklılıklar veya aralarındaki uyumsuzluk ve sevgisizlik yüzünden araları bozulabilir. Evlilik hayatı sürdürülemez hâle gelip. Yaşamları cehenneme dönebilir, dayanılmaz ve katlanılmaz bir durum oluşabilir, hiçbir çözüm bulunmayabilir. Nihayet kaçınılmaz çare gündeme gelebilir: Boşanma! Evet, İslâm boşanmayı -hoş karşılanmasa da- meşru kılmış olmakla birlikte bunu, eşler arasında uyumsuzluk olduğu ve evlilik hayatının sürdürülemez hâle geldiği kaçınılmaz bazı durumlar için bir çözüm olarak görmüştür.

Bu sayede sürdürülemez bir evlilik ilişkisinin başkaları ve toplum üzerinde yıkıcı olabilen etkilerini bertaraf etmiş, evlilik ilişkisinin kirlenmesini veya lekelenmesini önlemiş, eşler arasındaki uyumsuzluk ve anlaşmazlık sebebiyle bu sağlam bağın zarar görmesini engellemiştir. Zira Allahu Teâlâ, yarattığı kulları ve yapılarını en iyi bilendir. Eşler arasındaki bu bağı helal kılarak onları koruma altına almış, bu bağın kirlenmesini ve Rablerinin öfkesine maruz kalmalarını önlemek üzere de bu tedbiri koymuştur.

İslâm, kadının mihir hakkını daha evliliğe ilk adımını atarken vermiştir. Bu nedenle erkek, gerekirse gücünün üstünde bir mihri gönül rızasıyla eşine vermeyi kabul ederken, kadın ise gerekirse bu talebinden yine gönül rızasıyla vazgeçebilmektedir. Kapitalist sitemlerde ise nafaka vardır. Eşler, nafaka almak ya da vermemek için her türlü hile ve düşmanlığı yapabilmektedir. Kadın, eski kocasından daha fazla nafaka alabilmek için uğraşırken, koca ise vermemek için birçok hileye başvurabilmektedir. Görüldüğü üzere birisi daha evlenirken kadının hakkını fazlasıyla vermek için bir ortam oluşturmakta, diğeri ise boşanırken bile bu hakkı vermekte, aynı zamanda da kin ve nefret tohumları saçmaktadır.

Hristiyanlıkta ise boşanma kabul edilemez görülerek eşlerin boşanmasına izin verilmemiştir. Zira onlara göre evlilik kutsal bir bağdır ve erkeğin hayatı boyunca tek bir eşi olmalıdır. Eşler kutsal evlilik hayatlarında birbirlerinden emin olmalıdır. Böylece genel bir kural olarak prensipte boşanmayı reddetmiştir. Ancak eşlerin geçimsizliği ve evlilik hayatının sürdürülemez hâle geldiği durumlarla karşılaşmışlar, boşanma engelinden ötürü farklı yollara başvurmuşlar, eşler arzu ve ihtiyaçlarını gayrimeşru yollardan gidermeye yönelmişler, böylece toplumda evlilik dışı ilişkiler hızla yayılmış, aile bağları sarsılmış, toplum ifsat olmaya başlamıştır. Kilisenin öncelikli referansı olan İncil’in pek çok yerinde şöyle geçmektedir: “Karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir sebeple boşayıp başkası ile evlenen, zina etmiş olur. Boşanmış kadınla evlenen de zina etmiş olur.” Buna rağmen, sıkıntılı evlilik ilişkilerinde karşılaştıkları bu zorluklar konusunda yeni mevzuat ve içtihatlar çıkarmak zorunda kalıp boşanmayı kabul edilebilir hâle getirmişlerdir. Bunun için eşlerden birinin zina suçunu işlemesi, evliliğin kutsallığının çiğnenmesi, eşlerden birinin delirmesi veya ileride evlilik hayatı ve çocuklar için risk teşkil edecek şekilde şiddetli ve kronik psikolojik sorunlar yaşaması ya da eşinin izni veya bilgisi olmaksızın üç yıl veya daha uzun süreliğine evi terk etmesi, rızası ve onayı olmadan eşlerden birinin evliliğe zorlanmış olması gibi birtakım gerekçeler belirlemişlerdir.

Evliliği sürdürülmesi ve asla koparılmaması gereken kutsal bir bağ olarak tanımlayan kilisenin bu tavrına rağmen, pek çok ailenin maruz kaldığı ve evlilik hayatının sürdürülemez hâle geldiği sıkıntılar karşısında belirli durumlar için boşanmaya izin vermek zorunda kalarak kutsal kitaplarını çiğnemişlerdir.

Bir başka yaklaşım da özgürlük ve feminizm yanlılarının, evlilik dışı ilişkiler içinde dileyenin dilediği gibi yaşaması çağrısıdır. Böyle bir yaklaşımın, toplumun çekirdeği olan aile kurumunu zayıflatmak ve yıkmak amaçlı olduğunda kuşku yoktur zaten.

Tam da burada Türkiye’deki evlilik oranlarındaki azalma, boşanma oranlarındaki ciddi artış dikkat çekmektedir. Medya takip kurumu Ajans Press’in 2008-2017 yılları arasındaki evlenme ve boşanma istatistiklerini Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre son 10 yıl içerisinde Türkiye’de evlenen çift sayısı azalırken, boşanan çift sayısının yüzde 29 artış göstermiştir. 2008 yılında 641 bin 973 kişi dünya evine girerken, bu rakam 2017 yılında 596 bin 459 olarak belirlendi. Buna karşın 2008 yılında 99 bin 663 olan boşanma sayısı 2017 yılında ise 128 bin 411 oluyor. Böylelikle son 10 yılda evlenen çift sayısı 6 milyon 6 bin 732 olurken, boşanan çift sayısı 1 milyon 218 bin 458 olarak kaydediliyor.

Feminist varoluşçu bir yazar olan Simone de Beauvoir evlilik için “Evlilik bir kadın için ümitlerini ve hayallerini yok eden müebbet hapistir.” der ve evliliği yok edilmesi ve ortadan kaldırılması gereken kadını aşağılayıcı bir kurum olarak tanımlar. Feminist felsefe, hemcins veya karşıt cins iki birey arasında herhangi bir zamanda birleşme ve ayrılma özgürlüğüne çağırır. Kuşkusuz bu yaklaşım, aileyi ve toplumu tümüyle yıkmaya, soy bağını karıştırmaya, ahlaksızlık ve fitne saçmaya yönelik iğrenç bir hayat profili öngörmektedir.

İnsanı, hayatı ve kâinatı yaratan Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın katındaki tek din olan İslâm, insanın yaşamını en mükemmel şekilde düzenlemiştir. Zira bu din, insanı yaratanın katındandır. İnsanı, onu yaratandan daha iyi kim bilebilir, selim fıtrata uygun bir hayatı kim düzenleyebilir ki? Allah Subhanehû ve Teâlâ içgüdülerini doğru bir şekilde doyurmaları, çoğalmaları, türlerini sürdürmeleri, bu hayatta insanca yaşayabilmeleri için insanoğluna evlilik emretmiş ve evlilik sürecini başından sonuna kadar mükemmel bir şekilde düzenlemiştir. Ancak kimi zaman evlilik ilişkisi güzelliğini kaybettiren etkilere maruz kalabilir. Şeytan da eşler arasını ayırmak için çaba harcayarak kendini mutlu etmeye çalışır. Nitekim Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

إِنَّ إِبْلِيسَ يَضَعُ عَرْشَهُ عَلَى الْمَاءِ ثُمَّ يَبْعَثُ سَرَايَاهُ فَأَدْنَاهُمْ مِنْهُ مَنْزِلَةً أَعْظَمُهُمْ فِتْنَةً يَجِيءُ أَحَدُهُمْ فَيَقُولُ فَعَلْتُ كَذَا وَكَذَا فَيَقُولُ مَا صَنَعْتَ شَيْئًا قَالَ ثُمَّ يَجِيءُ أَحَدُهُمْ فَيَقُولُ مَا تَرَكْتُهُ حَتَّى فَرَّقْتُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ امْرَأَتِهِ قَالَ فَيُدْنِيهِ مِنْهُ وَيَقُولُ نِعْمَ أَنْتَ

“İblis tahtını su üzerine kurar. Sonra grup grup askerlerini gönderir. Askerlerinin derece ve makamca kendine en yakını fitnesi en büyük olanıdır. (Şeytanın) askerlerinin biri gelir ve ‘Şöyle şöyle işler yaptım.’ der. İblis ona ‘Sen hiçbir şey yapmadın!’ der. Sonra onlardan başka biri gelir ve ‘Kendisiyle karısının arasını iyice ayırıncaya kadar insanı bırakmadım!’ der. Bunun üzerine İblis onu kendisine yaklaştırır ve sen ne iyisin der.”[3] İşte bu şeytanın işlerinden biridir. Allah Subhanehû ve Teâlâ hoş görmese de boşanmayı helal kılmıştır. Ancak tüm çabalara rağmen eşler arasındaki sorunlar ve anlaşmazlıklar çözülmez hâle geldiğinde ve evlilik hayatı sürdürülemez olduğunda boşanma başvurulabilecek helal bir çözümdür. Çünkü artık eşler arasındaki evlilik kötüye gitmiş, tehlikeli bir hâl almıştır.

İşte İslâm, toplumları her tür şaibeden, ifsat edici düşüncelerden ve yanlış ilişkilerden arındırmak, düşünceleri ve ilişkileri temizlemek ve netleştirmek üzere gelmiş, bunlarla ilgili tüm hususları apaçık ve belirgin hâle getirmiştir. İslâm’ın mefhumları ve çözümleri bağlamında sürdürülemez olduğu durumda evlilik ilişkisine getirdiği bu çözüm, oluşabilecek sorunların ortadan kaldırılması içindir. Zira bu ilişki artık arılığını, temizliğini, merhametini, sevgisini ve amaçlarını kaybetmiş ve hoş olmayan, rahatsız edici bir yolla da olsa çözüme kavuşturulması gerekmiştir.

Allah Subhanehû ve Teâlâ bu mesele için başlı başına bir sure tahsis etmiştir: Talak Suresi. Ayrıca Bakara Suresi’nde de uzunca bahsetmiş, insanlar için hükümlerini beyan edip yaşamlarını Rablerinin arzuladığı gibi düzenlemelerini emretmiştir. Böylece toplumu ve aileyi olası tehlikeler, sarsıntılar ve yıkımlara karşı koruma altına almıştır. İşte bu muazzam dinin getirdiği çözümler toplumsal varlığı kötülüklerden uzaklaştırıp ayakta tutan dayanakları güçlendirmiştir.

Maruz kaldığımız kötülük veya şer her ne olursa olsun İslâm’da, verdiği hükümde ve bu hükümlerin sonuçlarında herkes için hayır vardır. Ancak kimi zaman biz bu hayrı bilemeyiz, göremeyiz.

وَعَسَىٰ أَن تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰ أَن تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ 

“Hoşunuza gitmediği hâlde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu hâlde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”[4]

Boşanma her ne kadar birtakım kötü, trajik, rahatsız edici ve hoş olmayan sonuçları olsa da, evlilik hayatının tüm çabalara rağmen sürdürülemez hâle geldiği, kötülük ve mefsedete yol açan bir cehenneme dönüştüğü durumlarda gerek eşler, çocuklar ve aileler için gerekse toplum için Allah’ın izniyle hayırdır. Böylesi durumlarda ayrılmaları birlikte olmalarından daha hayırlıdır.

Evlilik sapasağlam bir bağdır ve İslâm evlilik için eşlerin karşılaşabileceği zorluklar ve sıkıntılar karşısında sağlam durabileceği güçlü ve sabit dayanaklar, çözüm getiren hükümler belirlemiştir. Böylece evliliğin Allah için sevgi ve merhameti, O’nu razı etmek için birlikte çalışmayı ve Müslüman bir nesil inşa etmeyi, güçlü, sağlam ve dayanışma içinde bir toplum sağlamayı esas edinmiştir.



[1] Nisa Suresi 21

[2] Nur Suresi 26

[3] Muslim

[4] Bakara Suresi 216


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz