OKUYUCUDAN KREDİ BATAĞI VE MÜSLÜMANLARIN HALİ

Murat Altınel

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Salat ve selam peygamberlerin efendisi ve muttakilerin imamına, onun âli ve ashabına, onun davetini yüklenip yolunu takip eden, düşüncelerine İslâmi akideyi esas alan, amellerinde şer’î hükümleri ölçü ve kaynak kabul edenlerin üzerine olsun. 

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun diyerek İslâm'ın selamı ile sözlerime başlamak isterim. 

Günümüz toplumunda Kapitalizmin toplumu ne hale getirdiğini anlamak için biraz araştırma yaptığımızda ne denli üzücü neticeler elde edildiğini çok rahatça görebilmekteyiz. Şu anki konjonktürde en çok göze çarpanlardan birisi de sözde insanların rahat bir yaşam sürebilmesi için bankaların insanlara sunduğu kredi sistemlerdir ki, bunun içine kredi kartı, bireysel ihtiyaç kredileri, araç ve konut kredileri ve her gün yeni isimle çıkan bin bir çeşit krediler girmektedir. Bunlar ne kadar toplumu rahatlatmak için yapıldığını söyleseler de aslında Müslümanları hem şer’i olarak hem de akli olarak huzura değil huzursuzluğa sürüklediği apaçık görülmektedir.

Bu meseleyi hem akli olarak hem de şer’i olarak ele alacak olursak; 

Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) tarafından açıklanan ve 2012 yılının ilk 6 ayını kapsayan Rapora göre Türkiye'de tam 53 milyon kredi kartı bulunuyor. 2011 yılının sonundan bu yana %5'lik artış göstermiş vaziyette.

Kişi başına düşen kart sayısı

Rakamlara göre Türkiye'de kişi başına 1.9 adet kart düşüyor. Kart başına 10 adet alışveriş işlemi gerçekleştirilmesi de kartları aktif olarak kullandığımızın bir göstergesi. Alışveriş başına ortalama harcama ise 119 TL.

Nakitsiz toplum

Raporda dikkat çeken önemli noktalardan bir diğeri de banka kartları ile alışveriş oranlarının hızla artıyor olması. Konu ile ilgili olarak bir haber kanalına konuşan Bankalar Arası Kart Merkezi Genel Müdürü Soner Canko, 2006 yılında banka kartları ile sadece 1.5 milyar TL olan alışveriş tutarının, 2012 yılının ilk yarısında 8 milyar TL'yi aştığını belirtti.

2012 yılının ilk yarısında kredi kartları, en çok 22 milyar 265 milyon TL ile alışveriş merkezi ve marketlerde kullanıldı. Bu harcamaları 18 milyar 413 milyon TL ile benzin ve yakıt istasyonları, 12 milyar 874 milyon TL ile bilgisayar ve elektronik eşyalar, 12 milyar 620 milyon TL ile giyim ve aksesuar alışverişleri izledi.

Ferdi kredi ve kredi kartı borçlarını ödemeyenlerin sayısı temmuzda bir önceki aya göre 23 bin 508 kişi artarak 145 bin 768 kişi oldu.

Merkez Bankası temmuz ayında gerçekleşen negatif nitelikli ferdi kredi ve kredi kartı bilgilerine ilişkin verileri yayınladı. Buna göre ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişilerin toplamı temmuz ayında bir önceki aya göre 23 bin 508 kişi artarak 145 bin 768 kişi oldu. Haziran ayında ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişilerin toplamı 122 bin 260 kişi idi. 

Öte yandan aynı dönemde ferdi kredi borcunu ödememiş kişi sayısı bir önceki aya göre 3 bin 521 kişi artarak 50 bin 104 kişiden 53 bin 625 kişiye yükseldi.

Temmuz ayında kredi kartları borcunu ödememiş kişi sayısı ise haziran ayına göre 19 bin 987 kişi artarak 92 bin 143 kişi oldu. Haziran ayında kredi kartları borcunu ödememiş kişi sayısı 72 bin 156 kişi düzeyindeydi.

Kredi kartı borcu, tüketici borçları ve ev hacizleri yüzünden intiharlar patladı. Ülke genelinde sadece 2.2 milyon kişi kredi kartı borcu yüzünden haciz kıskacında. Sadece kredi kartı borcu yüzünden 7 yıl içinde 200 kişi intihar etti!

Son günlerde yurdun her köşesinden intihar haberleri geliyor, ev eşyalarının haczine sınırlama getiren kanun tasarısının Meclise sevk edilmesi, haciz olaylarının artmasına ve intiharlara yol açtığı belirtiliyor. Yıllardır işlemde olan fakat faiz kazancı nedeniyle icra dairelerinde bekletilen icra takip dosyalarının aniden işleme konması ve ev eşyalarına haciz uygulanmaya başlanmasının bu vak'aları tetiklediği belirtiliyor.

Emniyet Müdürlüğü'nde teknisyen 5 çocuk babası Hasan Düz, silahını kafasına dayayıp tetiği çekti. Öldüğünü duyan kefili Adil Çiftçi de intihar etti. 

Uzman Çavuş Bülent Aksungur çocuklarını ve eşini öldürdükten sonra canına kıydı. Hepsinin ortak yanı kredi borç batağına saplanmış olmalarıydı.

2005 yılından bu yana kredi kartı ve banka borçları yüzünden 200'den fazla insan intihar etti. Yuvası yıkılanlar, işsiz, evsiz kalanlar bu rakama dâhil değil. Peki, borçları yüzünden hayatları kararanlar sadece hesap kitap bilmeyen, kişiler mi?

Bu uzun ve kanlı listenin en büyük sorumlusu bankalar. Tüketicileri "tüccar" sayıyor, "faize faiz uygulayıp" borçları ödenmez hale getiriyorlar. Şimdi Türkiye'de 43.5 milyon kişi bankalara borçlu. Sadece geçen yıl 2.2 milyon kişi için yasal takip başlatıldı.

Bu ve benzeri vakaları fazlaca çoğaltabiliriz. İşte Kapitalist sistemin toplumlara gururla sunduğu ekonomik modelin bankaları ve faiz batağı. İşte Müslümanların sürüklendiği acı durum.

İslam bu acı durumu sadece Müslümanlar nezdinde değil bilakis tüm insanlar nezdinde çözüme kavuşturmuştur. Öncelikle insanın ihtiyaçlarını düzene sokan İslam faizi kesin bir emirle yasaklamıştır. 

“Faiz yiyenler (kabirlerinden) kalkarken şeytan çarpmışçasına kalkacaklardır. Böyle bir cezaya çarptırılmalarının sebebi, alış-veriş de riba gibidir, demeleridir. Hâlbuki Allah alış-verişi helâl faizi haram kıldı. Kime Rabbinden bir nasihat gelir de faiz almaktan vazgeçerse, faiz haram kılınmadan önce faizden yediğinden sorumlu tutulmaz. Onun işi Allah’a aittir (Allah Kıyamet gününe kadar onlarla ilgilenir). Kim ki tekrar faize dönerse onlar cehennemliktirler ve orada ebedi kalıcıdırlar.”

Bu noktada akla şöyle bir soru gelebilir: İhtiyaçların çoğalıp çeşitlendiği günümüzde faiz; ticaret, sanayi ve ziraatın temel direği konumuna gelmiş, faizle işleyen bir sürü bankalar ortaya çıkmıştır. Öyle ki ihtiyaçların giderilmesi için faiz dışında başka bir çare bulmak adeta imkânsız hale gelmiştir. Şu halde ihtiyaç sahibinin ihtiyacı nasıl giderilecektir?

Bu sorunun cevabı şöyle verilebilir: Burada kast ettiğimiz toplum İslâm’ın bir bütün olarak tatbik edildiği bir toplumdur. İslâmi uygulamanın bir bölümü de iktisadi uygulamalara yöneliktir. Burada günümüz toplumlarından bahsetmiyoruz. Çünkü günümüz toplumları mevcut konumları ile Kapitalizm düzenine uygun bir hayat yaşıyorlar. Bu nedenle bu toplumda bankalar hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle kapsamlı ve yaygın bir inkılap yapılırken hali hazırdaki kokuşmuş iktisadi nizamı bütün ile değiştirmek onun yerine İslâm’ın iktisadi nizamını koymak farz olmuştur. Mevcut Kapitalist nizam ortadan kaldırılıp yerine İslâm nizamı tatbikata koyulunca, İslâm nizamını yaşayan toplumun faize ihtiyaç duymayacağı açıktır. Çünkü borç para alma ihtiyacını, herkesin geçimini temin etmek görevini üstlenmiş olan İslâmi nizam giderecektir. İslâm Devleti muhtaç olanlara faizsiz borç vermekle bu ihtiyacı karşılar. Nitekim İbn Hibban, İbn Mesud’dan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etti:

“İki defa bir Müslümana borç veren Müslüman, bir sadaka vermiş gibidir.”

Muhtaç olanlara borç vermek menduptur. Bu nedenle borç istemek çirkin görülmez, çünkü Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de borç isterdi. O halde borçlanmak olduğu müddetçe, hem borç isteyen hem de borç veren birer mendup işlemiş olacaklardır.

Faizin iktisadi hayata verdiği zararın ne kadar büyük olduğu artık tüm insanlık tarafından bilinmektedir. Hatta bu zarar o kadar açıktır ki faizi yok etmek ve faizle toplum arasında İslâm nizamına uygun yasa ve yönlendirmelerle caydırıcılığı yüksek kati engellerin konulması zaruret halini almıştır.

Faiz olmayınca mevcut bankalara olan ihtiyaç da ortadan kalkacak ve bu andan itibaren faizsiz borç verme işini sadece beytülmal üstlenecektir. Nitekim Ömer b. Hattab arazilerini değerlendirme ve işletmeleri için Irak’taki çiftçilere Beytülmalden mal vermiştir. Şer’i hüküm gereğince mahsul hasat edilene kadar çiftçilere arazilerini işlemelerini sağlayacak kadar Beytülmalden mal verilir. İmam Ebu Yusuf’a göre de geçimini temin etmekten aciz olan kimselere bir iş kurmasını ve toprağı işletmesini sağlayacak kadar mal Beytülmalden borç olarak verilir.

Çiftçilere Beytülmalden toprağı işlemek için borç para verildiği gibi ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda ihtiyaçları olanlara şahsi işlerini görebilmeleri için de borç para verilir. Ömer’in çiftçilere borç para vermesi, onların geçimlerini sağlamayacak durumda olmalarındandır ve Ömer onlara geçimlerini sağlayabilecekleri miktarda mal vermiştir. Bu temel sebepten hareketle zengin çiftçilere üretimlerini fazlalaştırmaları için Beytülmalden bir şey verilmez. Fakir çiftçilere verilen borç, onlara kıyasla aynı durumda bulunan ve diğer iş kollarında çalışan kimselere de verilir. Nitekim “Rasulullah geçimini sağlayabilmek için bir adama odun toplasın diye ip ve balta vermiştir.”

Ancak faizle çalışmayı terk etmek, İslâmi bir toplumun ve İslâm Devleti’nin varlığına ya da borç para verecek kişinin varlığı şartına bağlanamaz. Zira faiz haramdır ve terk edilmesi farzdır. İster İslâmi bir devlet veya İslâmi bir toplum isterse de faizsiz borç verecek şahıs bulunsun veya bulunmasın faizin haramlılığı değişmez.

Nihayetinde sınırsız tüketime özendirilerek kıskaç altına alınan insanlığın yegane kurtuluş ilacı İslam ve onun iktisadi nizamıdır. Onlara bu ilacı sunacak olan ise ilacın sahipleri olan Müslümanlardır. 


Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yaz