Dergimizin "Suriye halkı ne istiyor? Biz ne yapmalıyız?" konferanslar serisinin İnegöl ayağında yoğun bir teveccüh olduğu ve çeşitli kesimlerden katılım olduğu gözlendi. Sani Konukoğlu Konferans Salonunun tamamen dolduğu, hatta ayakta dinlemek zorunda kalanların da olduğuna şahit olduk. Konferansımıza kadınlar da kendilerine ayrılan bölümde iştirak ettiler.
Konferansımız İlhan Özkan’ın tilavet ettiği Buruc Sûresi ve meali ile başladı. Ardından sinevizyon gösterimi ile devam edildi. Gösterim esnasında ziyaretçilerin yoğun duygu atmosferi yaşadıkları ve ağlayanların olduğu gözlendi. Nasıl ağlamaz ki insan… İnternet sitemizde ve video sitelerinde de yayınlanan sinevizyon videosunu izlerseniz, siz de anlarsınız… O anasının karnında doğumundan bir gün önce, daha dünyaya gözlerini açamadan şehid olan ve adı, mezara girmeden hemen önce konan Abdulmacid Halid El Kasım… İnsan seyretmeye bile dayanamıyor, ama yaşananlar bununla sınırlı değil, Suriye’de her gün buna benzer manzaralar yaşanıyor maalesef...
Daha sonra bölgeyi yakından takip eden Dergimizin Araştırmacı yazarlarından Nihat Kurtaran’ın etkileyici konuşması ile konferansa devam edildi. Kurtaran konuşmasında, bölgede yaşananların basından gördüklerimiz ve duyduklarımızla sınırlı olmadığını, Suriye’de Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve bir avuç Sahabesinin üzerine Kureyş otoritesi nasıl azgınca saldırdıysa Katil Esad liderliğindeki Baas çetesi ve ona müsamaha gösteren kafir devletlerin de Şam halkının üzerine işte öyle saldırdıkları benzetmesini yaptı. Orada yaşananların Firavun’un Musa Aleyhi’s-Selam’ın ümmetine yaptığı katliamlardan daha ağır olduğunu, zira Firavun erkekleri öldürüp kadınları sağ bırakırken Beşşar ve Şebbihalarının ise yaşlı-genç, kadın-çocuk demeden topyekûn bir kıyım gerçekleştirdiğini gözler önüne serdi. Suriye’de yaşananların Tunus, Libya ve Mısır’da olduğu gibi Müslümanların samimi bir şekilde başlattığı devrimlerinin Batılılar ve işbirlikçileri tarafından çalınmaya çalışıldığını, bizim ise üzerimize ümmetçe bu kirli planları deşifre etmek, ve oradaki devrime elimizden geldiğince destek vermek vazifesinin düştüğünü ifade etti. Allah’ın izniyle, hadis-i şeriflerin de haber verdiği gibi Şam ehlinin bu devrim hırsızlığına asla izin vermeyeceğini hatırlattı. Oradaki pak devrimin asla Demokrasi ve özgürlükler uğruna olmadığını, aksine Suriyelilerin İslam’dan başka, Hilafet’ten başka hiçbir çözüme yanaşmayacaklarının, Cumalara verdikleri isimlerden ve sokaklarda coşkulu tempo eşliğinde haykırdıkları sloganlardan anlaşıldığını ifade etti.
Sık sık tekbirlerle eşlik edilen konuşmanın ardından Radyo Programı Yapımcısı İhsan Arat, Suriye’de yaşananların gösterildiği Sinevizyon eşliğinde “Biz Bu Bayramda Vurulduk” şiirini okudu ve yine dinleyiciler duygulu dakikalar yaşadı. Daha sonra ise diğer illerimizde düzenlenen konferanslarda oldukları için konferansımıza katılamayan Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu Başkanı Osman Bahaş ve Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Hişam El Baba’nın video mesajları yayınlandı. Son olarak herkesin ortak düşünce ve duygularını duaya çeviren Akif Hoca’nın yüksek sesle âminlerle ve ayakta icabet edilen duası ile konferansımız sona erdi.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış