KöklüDeğişim Dergisi’nin düzenlemiş olduğu “Suriye Halkı Ne İstiyor, Biz Ne Yapmalıyız” konulu konferansımızın Kocaeli Gebze’deki programımız kadın ve erkeklerin yoğun katılımı ile gerçekleşti.
Muhammed Emin Yıldırım’ın Suriye’de yaşanan zulmün dehşetini, bu konuda İslam âleminin sessizliğinin Ümmet olma şuuruna aykırı olduğunu, Müslümanların Ümmet olma şuuru ile hareket etmesi gerektiğini ve bu konuda Türkiye genelinde 14 ayrı ilde 17 farklı noktada bu konferansların yapıldığını hatırlatan açılış ve teşekkür konuşması ile başlayan Konferansımız, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Büyük bir beğeni ile izlenen “Suriye’de Yaşanan Zulüm Ve Müslümanlar Ne İstiyor?” konulu sinevizyon, izleyicilere duygu dolu anlar yaşatırken birçok izleyici gözyaşlarına hâkim olamadı.
Konferans konuşmacısı KöklüDeğişim Dergisi yazarlarından Musa Bayoğlu konuşmasına, Suriye’deki Müslümanlara ve onlara destek olan bütün davetlilere selam ve teşekkür ile başladı. Daha sonra Peygamber Efendimize, İslam’a, Müslümanlara hakaret içeren film ile ilgili tepkisini belirten konuşmasında, Ortadoğu’da Ümmet’in kıyama kalktığı bir süreçte bu filmin gündeme getirilmesinin siyasî bir proje olduğunu, bu yüzden Müslümanların siyasî uyanıklık ile hareket etmesinin gerekliliğini ortaya koydu. Bayoğlu ayrıca, Allah ve Rasulü’nün müdafaa edilmesinin farz olduğunu, bu konunun akide ile ilişkisini, saldırılarla hedeflenen şeyin Müslümanları aşağılamak ve tahrik etmek olduğunu, bu saldırının ne ilk ne de son saldırı olacağını, bu konuda Müslümanların dünya çapında gösterdikleri tepkilerin takdire şayan olduğunu, ancak bazı önderlerin ve liderlerin filmi ve yapımcıyı değil de Müslümanları kınamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Müslümanların korundukları ve savaştıkları Hilafet Devleti’nin olmamasından dolayı küffarın bu tip planları uyguladığını, onlara ancak İslam Devleti’nin gereken cevabı vereceğini söyleyen Bayoğlu, dünya çapındaki tepkilerin ümmet şuurunu gösterdiğini sözlerine ekledi.
Bayoğlu konuşmasına Suriye’de yaşanan hak-batıl mücadelesinde zulmün, dehşet verici olduğunu, orada kadın-erkek, çocuk-ihtiyar ayrımı yapılmadan rastgele insanların Müslüman oldukları ve İslamî bir hayat istedikleri için öldürüldüklerini, zulme uğradıklarını, bu zulüm karşısında çok azı müstesna dünyanın ve özellikle yöneticilerin, cemaatlerin, âlimlerin, kanaat önderlerinin, medyanın sessiz ve tepkisiz kaldığının bununda İslam kardeşliği ve Ümmet şuuru ile uyuşmadığını ve bu konuda şerî hükmü anlattı.
Konuşmasına siyasî süreci değerlendirerek devam eden Bayoğlu ABD, Rusya, Çin, İran ve bölge devletlerinin birlikte hareket ettiklerini, aslında hepsinin bir tarafta, Suriyeli Müslümanların diğer tarafta olduğunu, onların planlarının başarısızlığını, İran, Lübnan Hizbullah’ı, Türkiye’nin küffarın planlarına hizmet ettiğini, özellikle son dönemlerde ABD yetkililerinin Türkiye ziyaretinin Suriye için hayır değil şer düşündüklerini ve bunun Afganistan ve Irak’ta yaşandığını, Suriye kıyamının Tunus, Mısır, Libya’ya benzemediğini, buradaki devrimin İslamî bir devrim ile sonuçlanması halinde sadece Esed ve rejiminin değil bütün dünya rejimlerinin değişeceğini bu yüzden Suriye için türlü planlar ile kontrol etmeye çalıştıklarını, tek korkularının İslamî Devlet olan Hilafet’in kurulması olduğunu belirtti.
Suriyeli Müslüman kardeşlerimizin temiz kıyamının dünya tarafından görüldüğünü, tıpkı Sahabeler gibi cesur, kararlı, sabırlı, sebat eden, uyanık dava adamları ve mücahitler olduklarını sözlerine ekleyen Bayoğlu, bu bilincin, oradaki Demokrasi, Laiklik, dış müdahale ve benzeri bütün şer planları deşifre ederek beşeri bir nizam değil İlahi bir nizam olan Hilafet isteklerini açık şekilde gösterdiğini söyledi. Yine “Suriyeli Müslümanlar ne istiyor?” sorusunu cevaplandırırken Bayoğlu, Cuma gösterilerine verilen isimler, atılan sloganlar, açılan pankartlardan Suriyeli Müslümanların İslamî taleplerden vazgeçmediklerini ve bu konuda gereken her şeyi yaptıklarını belirtti.
Yine Suriye’nin mübarek bir belde olduğunu hadislerle anlatan Bayoğlu, Şam beldelerinin ve oradaki Müslüman kardeşlerimizin galip geleceğini, küffar ve uşaklarının yenilgiye uğrayacağını, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın onların yardımcısı olduğunu ve Allah tarafında olanların her zaman galip geleceğini örnekler ile anlattıktan sonra, Suriye’de Müslümanların İslamî bir devlet taleplerine vurgu yaparak Suriye’deki kardeşlerimize yardım etmeleri için Müslümanlara, yöneticilere, İslamî cemaatlere, Âlimlere çağrıda bulundu.
Son olarak da ABD, diğer Batılı devletler ve bölge devletlerine seslenen Bayoğlu, “siz ne yaparsanız yapın, biz Türkiyeli Müslümanlar olarak Suriyeli Müslümanların yanında olacağız ve yolumuzdan dönmeyeceğiz, ya bu yolda şehit olacağız ya da Hilafet kurulacak” diyerek Tekbirler ve sloganlar ile sunumunu tamamladı.
Arap beldelerinden video konferans görüntülerinin izlenmesinin akabinde, Ramazan Şimşek Hoca’nın duygu dolu atmosferik duası ile program sona erdi.


Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış