Âlimlere hak ettiği
değeri vermek İslam kültüründen önemli bir cüzdür. Nitekim İslam ümmeti Allah’tan
hakkıyla korkan ve hakkı açıklamaktan geri durmayan Müslüman âlimleri baş tacı
etmişlerdir. Aradan yüzyıllar geçmiş olsa da bu gerçek âlimler anılmaya ve saygı
duyulmaya devam ederler. İlmiyle amel etmeyen “Saray Âlimleri” ise tarihin
sayfalarında yok olup gider.
Köklü Değişim olarak 12 Aralık 1977
yılında Hakkın rahmetine kavuşan, Hizb-ut Tahrir’in kurucusu, değerli
âlim ve hareket önderi, “İslami hayatı yeniden başlatmak” uğrunda büyük
sıkıntılar çekmiş, türlü eziyetlere maruz bırakılmış, Şeyh Takiyyüddin en
Nebhani’yi ölümünün 35. Yılında rahmetle anıyoruz.
Şeyh Takiyyüddin en
Nebhani İslam Nizamı adlı kitabında şöyle der: “Menfaat bağı, geçici bir bağ olduğundan insanları birbirine bağlamaya
uygun değildir. Zira kendinden daha büyük menfaatler karşısında ikincisinin
tercih edilmesiyle varlığı kaybolur ve yine menfaatler çatışınca son bulur.
İnsanları birbirinden ayırır, menfaatler gerçekleşince o bağ da sona erer. Bu
yüzden bu bağ, kendisiyle bağlanan taraflar için tehlikeli bir bağdır.”
Evet, menfaat bağıyla
birbirine bağlanan tarafların menfaatleri çatışınca nasıl birbirine düşman kesildiklerini
hep beraber izliyoruz. Bu iki kesimin birbiriyle savaşa dönüşen çatışması
günlerdir kamuoyunda konuşulmaktadır. Birçok kesimin anlam veremediği bu
kavgayı İbrahim Er kaleme aldı ve sır perdesini sizler için araladı.
Mahmut Kar, yine yukarıda
değindiğimiz kavganın medya üzerinden nasıl sürdürüldüğünü gözler önüne sermek
için “Medya” gerçeğine değindi.
Her yıl 31 Aralık gecesi
yaşanan yılbaşı rezaletinin şer’i boyutunu bilmeyenler için bir hatırlatma olarak
Abdullah İmamoğlu inceleyip sizlere sundur.
Aydın Usalp, ölümünün 35. Yılı
münasebetiyle Takiyyüddin en Nebhani hakkında vefa yazısı kaleme aldı.
Köklü Değişim Ocak
sayısında bir birinden farklı konular farklı bir bakış açısıyla bakmaya devam
ediyor.
Köklü Değişim,

