115. Sayı

TAKDİM

Türkiye’de son dönemlerde yaşanan bir dizi gelişmenin ardından taraflar arasında ayrışma ve kutuplaşma had safhaya ulaştı. Bu ayrışma neticesinde yeni ittifaklar kurulup “oy vermek” kutsallaştırıldı.

Oy vermenin İslâm Şeriatı açısında durumunun ne olduğu konusu gölgede bırakıldı. Bu ayrışma ve kutuplaşmada tarafsızlığını daima koruyan ihlaslı Müslümanların şer’î hükmü beyan etme, seçimlerde oy kullanmanın haram olduğunu izah etme gayretleri kuşku çemberine alındı. Şer’î hükme tâbi olunması gerekirken kılıflar uydurma ve mazeretler öne sürme tek savunma aracı kılındı.

Velhasıl böylesine puslu ve akılların tutulduğu bir ortamda seçimlere gidilmektedir. Bizler Köklü Değişim olarak diyoruz ki; bu seçimlerin tek galibi; demokratik nizamdan uzak duran, harama vesile olmayan Müslümanlardır. Bu seçimlerin tek galibi Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın: “Allah ve Rasulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur.” hitabını işittiğinde gönül rızasıyla: “işittik ve itaat ettik” diyenlerdir.

İşte bu münasebetle bu ayki sayımızın başlığını “İşittik ve İtaat Ettik” olarak belirledik. Nisan sayımızda

Ahmet Sapa, seçimlerin vakıasını ele alarak seçim sandıklarının başına koşan Müslümanlara bir yol haritası çizdi. Ne zaman ki Müslümanlar seçim sandıklarına yaklaşırsa demokrasi kazanmakta Müslümanlar kaybetmektedir.

Seçimlerle ilgili tavrımızın doğrudan ahiretimizle alakalı olduğunu ifade eden “Ya Rıza-i İlahi Ya da…”  başlıklı yazısıyla Abdullah İmamoğlu Müslümanım diyenlerin tavrını nasıl koyması gerektiğini şer’î yönüyle okuyucularımız için kaleme aldı.

Mustafa Küçük makalesinde “Paralel Yapı”nın İslâm’a verdiği zararı ele aldı,

Dış siyasetle alakalı Mahmut Kar Türkiye’nin acınası Suriye politikasını ele alırken, Emrah Akay Orta Afrika’da yaşananları, Cahit Toprak ise Kırım ve Kırım üzerinden gerçekleştirilen enerji savaşını konu edindiler.

Yeni konularıyla, zevkle okuyacağınız Köklü Değişim ayın güncel konularıyla sizlerle buluşuyor.


Köklü Değişim

Suskunluğun kırılma noktası…