143. Sayı

TAKDİM

Osmanlı İslâm Devleti’nin son dönemleri, Müslümanlar için karanlık günleri işaret etmekteydi. Müslümanların içinde bocaladıkları meseleler, hâlihazırda girdikleri darboğazdan çıkışa dair hiçbir umut ışığı olmadığını resmeder nitelikteydi. Zira devletin yönetim kadrosu içine çöreklenmiş birtakım hainlerde ve çevre vilayetlerdeki devlet unsurlarında baş gösteren bir takım Batı özentisi fikir ve mefhumlar, Müslümanları zillet çukuruna çeken belli başlı simgelerdendi. İslâm ümmeti içinden bu içler acısı hâli görüp de bunu değiştirmenin ve devleti gerektiği gibi ıslah etmenin gerekliliğini dile getiren kimi mütefekkirde ise ya buna güç yetirebilecek etkili kadro yoktu ya da bunun nasıl başarılacağına dair metodu bilmiyordu.

İşte bu ahval içinde Osmanlı Hilâfet Devleti, sömürgeci kâfir ve yerli işbirlikçi hainler eliyle yıkıldı; enkazı üzerinde Batı mefhumları üzerine oturtulmuş elliden fazla devletçik kuruldu.

Müslümanlar üzerinde zulüm, istibdat, kahroluş arttıkça arttı. Bir yandan bu zulmün karanlığı, diğer yandan İslâmi şeriatın hayattan uzaklaştırılmışlığı muhlis mütefekkirler nezdinde bir arayışı, bir çabayı beraberinde getirdi. İnsanlar çeşitli yapılar ve isimler etrafında kitleleştiler, bir araya gelip cemaatleştiler; bir şeyleri değiştirme, hakka hakikate ulaşma arzusu depreştikçe, hakkın hâkim kılınması emri tilavet edildikçe Müslümanlardaki çabalar da çalışmalar da arttı. Velakin, Osmanlı’nın yıkılış sürecindeki arıza, yıllar boyunca devam etti ve eller boşlukta iki yana düştü, bedenler çöktü, hevesler kırıldı. Bu, tekrar tekrar böyle sürüp nihayet Yahudi varlığının bir hançer olarak bağrımıza saplandığı günlere kadar geldi. Böylece “İsrail” adı verilen bu necis varlık, Hilâfet’in ilgasının ardından ümmetin bünyesinde yaşadığı ikinci büyük sarsıntı olmuş oldu.

İslam âlemi kendisinde bulunan ataleti atmak, yeniden dirilip ayağa kalkmak üzere ne zaman bir hamle yapsa sömürgeci kâfirler bu hamleyi boşa çıkartacak başka bir hamle ile ümmetteki diriliş filizlerini koparıyorlar. Bu hamleler karşısında ümmet tekrar ayağa kalkma teşebbüsüne kadar yerde kalıyor. Ne zaman ki ondaki iman ateşi yeniden harlanıyor, Müslümanlar yeniden kıpırdanmaya başlıyor velakin sömürgeci bin bir türlü hile ve desise ile ondaki bu diriliş azmini kırıyor.

İşte Suriye arenası, bu diriliş azminin günümüzdeki yüzüdür. Sömürgeci kâfir ABD ve avenesi eliyle bu azmin kırılması için hile, tuzak ve ajanların vizyona sürüldüğü sahnedir, Suriye…

Sahte ve ilkesiz lidercikler elinde yok olmaya mahkûm bu diriliş azmi ümmete, avazı çıktığı kadar ilkeli, kudretli ve uyanık siyasi liderliğin gerekliliğini haykırmaktadır.

Kaldı ki Suriye dünden bugüne bu avazların binlercesinin göğe savrulduğu sahalardan sadece biridir. Dün nasıl ki ümmetin ihtiyacı siyasi bir liderlikse, bugün de lazım olan siyasi liderliktir.

İşte Köklü Değişim Dergisi’nin elinizdeki bu sayısı, özelde tüm İslâm beldelerinin genelde tüm halkların içinde bulunduğu bu zelil durumdan çıkış için ivedilikle inşa edilmesi gereken siyasi liderliğin esaslarını ortaya koyma endişesiyle hazırlandı.

 www.kokludegisim.net