Âlimlerin yeri İslâm
ve Müslümanlar için bir başkadır. Kul, ilmi kuşandıkça Allah’la olan bağını
kuvvetlendirir ve ilmi onu, dinin emirlerinde itaate ve hükümleri yaşamada hassasiyete
ulaştırır. İşte olması gereken âlim modeli de budur; ilminin kendisini takva
merdiveninde zirveye doğru zorladığı âlim; ilmiyle amil olan âlim…
نَوْمٌ عَلَى عِلْمٍ
خَيْرٌ مِنْ صَلَاةٍ عَلَى جَهْلٍ
“Âlimin uykusu
cahilin namazından hayırlıdır.” [Ebu Nuaym, Hilye] hadisinin
işaret ettiği hakikat, ibadet ve itaatte elzem olan hususun bilmekten,
bilinenle amil olmaktan; âlim olmaktan geçtiğini ifadede eşsizdir.
İlmini takva ile
süslemiş olan âlim ile onu dünyalık zevklere uzanmada bir yükselti olarak
ayakları altına koymuş “âlim” arasında elbette uçurumlar vardır.
Âlimler nebilerin
varisleri olarak, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in
konumlandırdığı çok mühim bir mevkie mevzilenmişlerdir. Hiç şüphesiz onların
dikkatli ve rikkatli söz, tavır, davranış ve kıyamları ümmetin izzet membaı
olurken; fütursuz, tutarsız, çıkarcı ve kaypak tutumları da ümmetin zillet
bataklığında boğulmasına sebep olacaktır.
صِنْفَانِ مِنْ
النَّاسِ، إذَا صَلَحَا صَلَحَ النَّاسُ ، وَإِذَا فَسَدَا فَسَدَ النَّاسُ،
العُلَمَاءُ وَالأُمَرَاء
“İnsanlardan iki
sınıf vardır ki; onlar bozulduğunda bütün insanlar bozulur. Onlar düzeldiğinde
bütün insanlar da düzelir. Bunlar; âlimler ve yöneticilerdir.” [Ebu Nuaym, Ahmed
Bin Hanbel]
Âlimlerin/ulemanın,
toplumların helak olmasına ve helakten kurtulmasına etkisi yadsınamaz. Zira
hadiste de ifadesini bulduğu üzere; toplumun helakinin kendisine bağlı olduğu
iki zümreden biri yöneticiler iken diğeri de âlimlerdir/ulemadır.
İçinde bulunduğumuz
konjonktür âlimlerimizin önemini ve onların üzerine düşen görevleri gözler
önüne sermektedir. Dolayısıyla bu
sayımızda âlimleri, ulemayı konuşmak, anlatmak elzem olmuştur.
Dergimizin
içeriğinde Nebilere varis olan ulema karakterini ve bu verasetin hangi minvalde
gerçekleşmesi gerektiğini, geçmiş ulema ile günümüz uleması arasında benzer ve farklı
yönleri göreceksiniz.
Yine, İslâm’ın
güncellenmesi tartışmalarının yapıldığı bir dönemde ulemanın görevinin ne olduğuna,
Diyanet gibi bir kurumun bugün, ilmiyle amil ulemanın eksikliğini doldurmada
yeterli olup olmadığına ve “Saray mollası” yaftasına müstahak olan ulemanın
resmedildiği zengin açıklamalara şahit olacaksınız.
Bu sayımızda Köklü
Değişim yazarlarının yanı sıra İslâmi bilinç ve batıl karşısında izzetli
duruşlarıyla tanınmış, alanlarında yetkin konuk yazarların kaleme aldıkları
makaleleri de ilgiyle okuyacaksınız.
Şimdi siz değerli
okuyucularımızı Köklü Değişim Dergisi yazarlarımızın yanı sıra makaleleriyle
sayfalarımızı onurlandıran; Ahmet KALKAN, Mustafa ÇELİK, Mehmet GÖKTAŞ ve
Yalçın İÇYER gibi misafir yazarlarımıza teşekkür ederek; ilim ve ulemaya dair
ana hatların çizildiği sayımızla baş başa bırakıyoruz.
Köklü
Değişim Dergisi Gn. Yay. Yön.
Kurtuluş
SEVİNÇ

