177. Sayı

TAKDİM

Küresel siyasetin, ilkelerden arındırılarak tamamen güç ve uydulaşma ilişkileri üzerine kurulduğu sancılı bir dönemden geçiyoruz. Güçlü devletlerin zayıf ülkeleri sömürge düzenine bağladığı bu diplomasi dilinde, İslâm beldeleri ne yazık ki ciddi bir istikamet krizi ve devlet adamı kıtlığı yaşamaktadır.

Bu sayımızda; uluslararası ittifakların perde arkasını ve İslâm coğrafyasının jeostratejik geleceğini ele alıyoruz. "NATO, üye ülkeleri gerçekten korur mu, yoksa çıkarları için mi kullanır?" sorusunu Türkiye ekseninde tartışıyor; devletlerarası birliklerin kuruluş amaçlarını ve bunlara üye olmanın şer’i hükmünü masaya yatırıyoruz. Siyasi arenada kimin bağımsız, kimin uydu devlet olduğunu vakıalarıyla açarken, Türkiye'nin dış siyasetindeki meşhur açmazları sorguluyoruz.

Amerikan tehdidinin Sünni-Şii histerisiyle savuşturulup savuşturulamayacağını, ABD-Yahudi varlığı ittifakının bölgedeki savaş analizlerini ve Hürmüz gibi stratejik kanalların dünya ekonomisine etkilerini irdeliyoruz. İslâm ile siyasetin arasını açmak isteyenlere karşı "Diplomasi Fıkhı" ve İslâm akidesine uygun siyasetin imkânını savunuyoruz.

Ayrıca Çin'in küresel vizyonunu, Avrupa Birliği’nin Trump sınavını ve ümmetin "kaht-ı rical" (yetişmiş devlet adamı) sorununu değerlendirerek, güç yanılgısına karşı "İslâmi gücün" hakikatine ışık tutuyoruz.

Köklü Değişim olarak okuyucumuzu siyasi ferasete davet ediyoruz. Çünkü kurtuluş, sömürgeci ittifakların gölgesinde değil, İslâm’ın izzetli siyaset bilincindedir.